Yaşar Kemal ve İnce Memed: Anadolu’nun Efsanevi Yazarı

Yaşar Kemal’in yazarlığı ve İnce Memed romanı üzerine bir inceleme

Gerçek adı Kemal Sadık Gökçeli olan usta yazar, Nigar Hanım ile çiftçi Sadık Efendi’nin oğlu olarak, Adana sınırları içerisindeki Osmaniye’de 6 Ekim 1923’te dünyaya geldi. Yaşar Kemal 10 yıldır aramızda yok; kendisini sevgi ve saygıyla anıyoruz. Kemal’in Van-Ercişli olan ailesi, 1. Dünya Savaşı yıllarında sırasıyla Diyarbakır, Şanlıurfa ve Gaziantep’e gitti, son olarak da Adana’ya yerleşti. Bir buçuk yıl süren göç esnasında Yusuf adlı yaralı bir çocuğu yanına alarak evlat edinen Sadık Efendi, henüz 4 yaşındaki Kemal’in gözleri önünde, Yusuf tarafından öldürüldü. Kemal, bu olaydan çok etkilendiğinden 12 yaşına kadar kekeme konuştu. Yaşar Kemal, küçük yaşta bir kaza sonucu sağ gözünü kaybederken, 8 yaşındayken köye gelen bir tuhafiyecinin köy kadınlarının borcunu yazmasından etkilenip, yazmaya ilgi duydu. Henüz küçük yaşta doğaya, insanlara ve topluma karşı ilgi duyarak eserlerinin temelini oluşturan usta yazar, ilkokula gitmeden önce “Aşık Kemal” mahlasıyla halk şiirlerine imza attı. İlkokula 9 yaşında başlayan Kemal, 1938’de mezun oldu. Okul arkadaşı Aşık Mecit ile aşıklarla atışacak derecede türküler söyleyip ağıtlar yakarken, annesinin engel olmasından dolayı saz çalmayı tam anlamıyla başaramadı.

TÜRK EDEBİYATININ DEV İSMİ

Türk edebiyatının dev yazarı Yaşar Kemal… 28 Şubat 2015’te aramızda ayrıldığında hepimizi ve edebiyat dünyasını derin bir yasa boğmuştu. O Yaşar Kemal ki; hayatı boyunca yazdığı her satırla hayatımıza dokunmuştu. Nobel Edebiyat Ödülü’ne aday olduğunda gizli bazı eller nedense bunu engellemişti. Peki neden bu engellemeler oldu? Çünkü Yaşar Kemal devletinin ve milletinin yanında olduğu için, devleti yeterince sertçe eleştirmediği için şikayet edilmişti. Şikayetler yerini bulmuş ki, son anda adaylığı iptal edildi. Ama Yaşar Kemal edebiyat dünyasının en prestijli ödülünü almasa da biz okurların gönlünde en büyük ödülü aldı. Onu çok sevdik… Yazdıklarını yutarcasına okuduk. Tuğla gibi kalın, dört seriden oluşan İnce Memed romanı, onun haksızlığa, baskılara ve adaletsizliğe olan sert yumruğuydu. O Anadolu coğrafyasının yılmaz ve üretken kalemiydi.

OKURU SÜRÜKLEYEN YAZAR

Çukurovalıydı Yaşar Kemal, emekçiydi, iyi gözlemciydi. Tıpkı Orhan Kemal gibi… Yaşadığı coğrafyanın kaderini ve kültürünü iyi biliyordu. Bildiği için de bunu romanlarında ustalıkla işledi. Yaşar Kemal, kent romancısı değil, tam aksine buram buram Anadolu kokan, Anadolu insanının yazarıydı. Bu yazıda Yaşar Kemal’in romancılığı ve yazarlığı üzerine laf etmek haddime değil ama kendisini okuyan biri olarak biraz da olsa hakkım olduğunu düşünüyorum. Yaşar Kemal’i ilk olarak herkes gibi lise yıllarımda keşfettim.

İNCE MEMED DÖRTLÜSÜ

Elime aldığım ilk romanı ise yukarıda da bahsettiğim gibi İnce Memed eseri oldu. Romanı biliyordum ama henüz okuma fırsatım olmamıştı. O fırsat nihayet geldi ve büyük bir iştahla okumaya başladım. Okudukça okuyasım geliyordu. Öyle de yaptım. Bir ay gibi bir sürede dört ciltlik seriyi bitirmiş, huzura ermiştim. Romanı okurken Yaşar Kemal’in ne kadar büyük bir yazar olduğunu bir kez daha anlamıştım. Yaşar Kemal’i okuyanlar bilirler betimlemelerin uzun olduğunu. Bu belki de Yaşar Kemal’e has bir özelliktir. Romanlarını elinize alıp okumaya başladığınızda sizi uzun uzun betimlemeler karşılar. Konuya bir türlü giremez Yaşar Kemal; okurlarını meraklandırmayı sever, onları peşinde sürükler…

DÜZENE BAŞKALDIRAN İSYANCI MEMED

Otuz iki yıllık bir zaman diliminde yazılan İnce Memed dörtlüsü, düzene başkaldıran Memed’in ve insan ilişkileri, doğası ve renkleriyle Çukurova’nın öyküsüdür. Yaşar Kemal’in söyleyişiyle “içinde başkaldırma kurduyla doğmuş” bir insanın, mecbur adamın romanı. Abdi Ağa’nın zulmüyle köyünü terk etmek zorunda kalan Memed, Ağa’nın yeğeniyle evlendirilmek üzere olan Hatçe’yi kaçırır. Abdi Ağa’yı yaralayan, yeğenini de öldüren Memed eşkıya Deli Durdu’ya katılır, ancak kıyıcılığına katlanamadığı Deli Durdu’dan iki arkadaşıyla birlikte ayrılır. Memed, sıradan bir köy çocuğuyken, zulmedenler için eşkıyaya, köylüler içinse bir kurtarıcıya dönüşür.

Kaynak: Ensonhaber

Exit mobile version