Gaziantep Evlilikte Zirvede
Gaziantep, evlilik oranlarındaki rekoruyla 2025 yılına damgasını vurdu. Kentimiz, Türkiye genelinde en yüksek kaba evlenme hızına ulaşarak dikkatleri üzerine çekti. Binde 7,76’lık dikkat çekici bir oranla Gaziantep, evliliğin en yoğun yaşandığı il olarak kayıtlara geçti. Bu başarı, Gaziantep’in dinamik nüfus yapısını ve güçlü aile bağlarını bir kez daha gözler önüne serdi. Ülke genelinde evlilik sayılarında bir düşüş yaşanırken, Gaziantep’in bu trendin dışında kalarak ortalamanın oldukça üzerinde bir tablo çizmesi sevindirici bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Gaziantep evlilik rekoru gundemine dair onemli bilgiler paylasıldı.
Geçtiğimiz yıl, yani 2024’te Türkiye genelinde 569 bin 983 çiftin yuva kurduğu belirtilmişti. Ancak 2025 yılı verileri, bu sayının 552 bin 237’ye gerilediğini gösteriyor. Bu durum, Türkiye ortalaması olan binde 6,43’lük kaba evlenme hızını da etkiledi. Gaziantep’in ulaştığı binde 7,76’lık oran, kendisini bu sıralamada zirveye taşıdı. Bu yüksek oranın ardından ise binde 7,68 ile Osmaniye ve binde 7,50 ile Şanlıurfa yer aldı. Evlilik oranının en düşük olduğu il ise binde 4,18 ile Tunceli olarak kayıtlara geçti. Bu karşılaştırmalı veriler, Gaziantep’in evlilik konusunda ne kadar öne çıktığını net bir şekilde ortaya koyuyor.
Evlilik Yaşı Yükseliyor, Farklar Kalıcı
Veriler, sadece evlenme oranlarındaki artışı değil, aynı zamanda evlilik yaşındaki yükselişi de gözler önüne seriyor. 2025 istatistiklerine göre, erkeklerde ortalama ilk evlenme yaşı 28,5’e yükseldi. Kadınlarda ise bu ortalama 26,0 olarak belirlendi. Erkekler ile kadınlar arasındaki ortalama yaş farkı ise 2,5’e ulaştı. Uzmanlar, bu artışın temel nedenleri arasında eğitim süresinin uzaması ve günümüzdeki ekonomik koşulların etkisini gösteriyor. Gençlerin eğitimlerine daha fazla zaman ayırması ve kariyer hedeflerine ulaşma çabası, evlilik kararını ertelemesine neden olabiliyor. Ekonomik belirsizlikler ve yuva kurma maliyetinin yüksekliği de bu durumu destekleyen faktörler arasında yer alıyor. Bu trendin gelecekte de devam etmesi bekleniyor.
Boşanmalarda Gözlenen Artış ve Çocuklar Üzerindeki Etkisi
Evliliklerdeki canlılığa rağmen, boşanma oranlarındaki artış dikkat çekici bir diğer veri olarak öne çıkıyor. 2024 yılında 188 bin 963 çiftin boşandığı Türkiye’de, bu sayı 2025’te 193 bin 793’e yükseldi. Türkiye genelinde kaba boşanma hızı binde 2,26 olarak hesaplandı. Boşanma hızının en yüksek olduğu il ise binde 3,28 ile İzmir olarak belirlenirken, en düşük oran binde 0,51 ile Hakkari’de görüldü. Özellikle 2025’te kesinleşen boşanmaların yüzde 34’ünün evliliğin ilk 5 yılı içinde gerçekleşmesi, evliliklerin ilk yıllarındaki kırılganlığına işaret ediyor. Bu boşanma süreçleri sonucunda 191 bin 371 çocuğun etkilendiği bildirildi. Velayet kararlarında ise annelerin oranı yüzde 74,6, babaların oranı ise yüzde 25,4 olarak kaydedildi. Bu durum, boşanma sonrası çocukların bakım ve yetiştirilme süreçlerindeki aile dinamiklerini de yansıtıyor.
Yabancı Gelin ve Damat Oranları Değişiyor
Gaziantep’in evlilik rekoru kırarken, yabancı uyruklu kişilerin evliliklerindeki yoğunluk da dikkatlerden kaçmadı. 2025 yılında 5 bin 347 yabancı damat ve 28 bin 646 yabancı gelin dünyaevine girdi. Yabancı damatlar arasında en büyük oranı yüzde 20,9 ile Suriyeliler oluşturdu. Onları Alman ve Afgan uyruklu damatlar izledi. Yabancı gelinlerde ise Suriyeli, Özbek ve Faslı gelinler öne çıktı. Bu veriler, Gaziantep’in ve Türkiye’nin küresel evlilik piyasasındaki yerini ve çekiciliğini de gösteriyor. Farklı kültürlerden insanların bir araya gelmesi, toplumsal çeşitliliğin de bir göstergesi olarak kabul edilebilir.
Gaziantep’in evlilik oranında Türkiye birincisi olması, şehrin sadece ekonomik ve kültürel bir merkez olmakla kalmadığını, aynı zamanda sosyal dokusu ve aile yapısının da ne denli güçlü olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Bu yüksek oran, geleceğe yönelik umut vadeden bir tablo çiziyor. Ancak uzmanlar, evlilik yaşının yükselmesi ve boşanma oranlarındaki artış gibi faktörlerin de göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor. Bu veriler, toplumun evlilik ve aile kurumuna bakış açısındaki değişimleri anlamak için önemli ipuçları sunuyor.



