IBAN Dolandırıcıları: Gençler Hedefte!

Gaziantep’in İslahiye ilçesinde, üniversite öğrencileri son günlerde fahiş bir şekilde artan bir tehlikeye karşı uyarıldı: IBAN dolandırıcılığı. İslahiye Meslek Yüksekokulu’nun konferans salonu, geleceğin ekonomistleri ve idarecileri olacak gençlerin akın ettiği bir buluşma noktasıydı. Burada, Cumhuriyet Başsavcısı Nurullah Şahin, öğrencileri adeta bir ‘para tuzağına’ dönüşen IBAN kiralama yöntemi hakkında aydınlattı. Şahin, gençlerin kolay kazanç vaatlerine kapılıp istemeden de olsa yasa dışı bir çarkın içine çekilebileceğini sert bir dille ifade etti. Bu tehlike, özellikle banka hesabı veya IBAN’ını başkasına kullandıran öğrenciler için ciddi hukuki ve mali sonuçlar doğurabiliyor. Başsavcı, ‘Sizler, suç örgütlerinin hedefi olabilirsiniz. Hesap bilgilerinizi vermek, sizi farkında olmadan büyük bir suçun ortağı yapabilir’ diyerek durumu ciddiyetini ortaya koydu. Bu uyarının ardında yatan gerçekler ise oldukça ürkütücü. Şahin, bu tür dolandırıcılık vakalarında banka hesaplarının yasa dışı para transferleri için kullanıldığını ve bu durumun hesabı kiralayana büyük riskler taşıdığını belirtti. Öyle ki, bu hesaplar üzerinden yapılan işlemlerin takibinin, ana failin kimliğini gizlemesine yardımcı olduğu ve bu nedenle MASAK gibi birimlerin de bu hesapları mercek altına aldığı biliniyor. Öğrencilerin genellikle ‘biraz para kazanırım’ düşüncesiyle hareket ettiği, ancak bunun kendilerini nasıl bir girdabın içine çektiğinin farkında olmadığı vurgulandı. Bu tür bir eylemin, basit bir ‘iyilik’ olarak görülmemesi gerektiği, aksine ciddi birer suç unsuru barındırdığına dikkat çekildi. Başsavcı Nurullah Şahin, bu bilinçsizliğin gençlerin geleceğini nasıl karartabileceğinin altını çizdi. Örneğin, bir öğrencinin hesabı üzerinden yapılan uyuşturucu parası transferi veya kara para aklama gibi suçlar, hesabı kiralayan genci de bu suçların ortağı konumuna getirebilir. Bu da uzun yıllar sürecek hapis cezaları ve ağır para cezaları anlamına gelebiliyor. Dahası, bu tür adli sicil kayıtları, gelecekteki iş ve akademik hayatlarını da olumsuz etkileyebilecek potansiyele sahip. Nitekim, bu konuda yapılan araştırmalar da gençlerin sosyal medya platformlarında veya yakın çevreleri aracılığıyla gelen bu tür tekliflere daha açık olduğunu gösteriyor. ‘Kolay para’ algısı, bu dolandırıcıların en çok kullandığı kozlardan biri. Başsavcı Şahin, ‘Bu tür teklifler size geldiğinde, ne kadar cazip görünürse görünsün, durup düşünün. Acaba bu para nereden geliyor? Kim kullanıyor? Sonuçları ne olabilir?’ gibi soruları kendinize sorun’ uyarısında bulundu. Bu bilinçlendirme çalışmaları, sadece seminerlerle sınırlı kalmadı. İslahiye Cumhuriyet Başsavcılığı Medya İletişim Bürosu tarafından özenle hazırlanan bilgilendirici broşürler, dikkat çekici afişler ve kısa, etkili videolar, ilçedeki tüm kamu kurumlarında ve okullardaki dijital ekranlarda ve panolarda gösterilmeye başlandı. Bu materyallerin amacı, konunun önemini daha geniş kitlelere ulaştırmak ve gençlerin bu tehlikeye karşı daha donanımlı hale gelmelerini sağlamak. Özellikle üniversite kampüslerindeki duyurular, öğrencilerin bu tür tekliflerle karşılaşma olasılığının yüksek olduğu gerçeğinden hareketle yapıldı. Bu tür bir yasal önlem ve bilgilendirme faaliyetleri, Gaziantep genelinde de yaygınlaştırılmalı mı sorusu akıllara geliyor. Zira bu sorun, sadece İslahiye’ye özgü değil, tüm ülkenin gençliğini tehdit eden küresel bir sorunun yerel yansımaları olarak görülüyor. Başsavcı Şahin’in son sözleri ise hep kulaklarda çınladı: ‘Şüpheli gördüğünüz her durumda, hemen güvenlik birimlerimize başvurun. Unutmayın, ihbarınız hem sizi hem de başkalarını büyük zararlardan koruyabilir.’ Bu çağrı, dolandırıcılıkla mücadelede en etkili silahın, bilinçli ve duyarlı bir toplum olduğunu bir kez daha hatırlattı. Seminerin sonunda, GAÜN İslahiye İİBF Dekanı Prof. Dr. Taner Akçacı ve İslahiye Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Filiz Çokay Çopuroğlu, Başsavcı Şahin’e değerli katkılarından dolayı teşekkür belgesi ve küçük bir hediye takdim ettiler. Bu jest, gençlerin geleceği için gösterilen çabanın bir nişanesiydi. Ancak asıl önemli olan, bu bilincin sadece seminer salonlarıyla sınırlı kalmayıp, her öğrencinin zihnine kazınması ve pratikte karşılık bulmasıdır.
IBAN Kiralama: Nasıl Bir Tehlike?
IBAN kiralama dolandırıcılığının temel mantığı oldukça basit ama bir o kadar da sinsi. Suçlular, genellikle gençler arasında yaygın olan ‘kolay para’ beklentisini kullanarak hareket ediyor. Öğrencilere, banka hesaplarını veya IBAN numaralarını belirli bir süre için kendilerine kiralamaları karşılığında küçük miktarlarda para teklif ediliyor. İlk başta bu teklif, öğrencilere cazip gelebilir. ‘Biraz ek gelir elde ederim’ düşüncesiyle hareket eden gençler, farkında olmadan kendilerini yasa dışı bir sistemin parçası haline getiriyor. Peki, bu ‘kiralama’ tam olarak ne anlama geliyor? Suçlular, bu kiraladıkları hesapları, genellikle yasa dışı faaliyetlerinden elde ettikleri paraları aklamak veya başka dolandırıcılık yöntemleriyle topladıkları paraları gizlemek için kullanıyor. Örneğin, bir kişi internet üzerinden sahte bir ilan verip insanları dolandırarak para topluyor. Toplanan bu paralar doğrudan kendi hesabına gitmek yerine, ‘kiralık’ olarak alınan öğrenci hesaplarına aktarılıyor. Bu sayede, paranın ilk kaynağını gizlemiş oluyorlar. Polis ve diğer güvenlik birimleri, yasa dışı para transferlerini takip etmeye çalıştığında, izler doğrudan kiralık hesaba ulaşıyor. Bu noktada, hesabı kiralayan öğrenci, kendisini hiç beklemediği bir durumun içinde buluyor. Çünkü banka kayıtlarında bu para kendi hesabına girmiş görünüyor. Bu durum, hesabı kiralayan kişiyi hem mali hem de hukuki olarak ciddi sıkıntılara sokabiliyor. Özellikle kara para aklama, terörün finansmanı veya dolandırıcılık gibi suçlarda, hesabı kiralayan kişi, bu suçların ortağı olarak kabul edilebilir. Bu da, ağır hapis cezaları ve büyük para cezaları anlamına gelebilir. Başsavcı Nurullah Şahin’in de altını çizdiği gibi, ‘gençlerin bilinçsizliği’ burada en önemli faktör. Bu tür teklifler geldiğinde, bu paranın nereden geldiği ve nereye gideceği konusunda hiçbir sorgulama yapmadan kabul etmek, büyük bir hatadır. Nitekim, bu tür suçlarda mağdur olanların büyük bir çoğunluğunu, bu tür tekliflere kapılan gençler oluşturuyor. Üstelik, bu durumun kişinin geleceği üzerindeki etkileri de göz ardı edilmemeli. Bir sabıka kaydı, iş başvurularında, yüksek lisans veya doktora başvurularında, hatta yurtdışı seyahatlerinde bile sorun yaratabilir. Bu nedenle, bu konuda alınacak her türlü önlem, gençlerin geleceği için atılmış önemli bir adım olacaktır.
Gaziantep’te Genç Nüfus ve Dijital Okuryazarlık
Gaziantep, Türkiye’nin en genç nüfusuna sahip şehirlerinden biri. Bu durum, bir yandan büyük bir dinamizm ve potansiyel anlamına gelirken, diğer yandan da dijital dünyadaki risklere karşı daha savunmasız olma ihtimalini beraberinde getiriyor. Özellikle üniversite öğrencileri, yeni nesil teknolojileri en hızlı benimseyen ve dijital platformları en aktif kullanan kesimi oluşturuyor. Bu durum, onları siber suçlular için de cazip bir hedef haline getiriyor. Başsavcı Nurullah Şahin’in dile getirdiği uyarılar, bu nedenle Gaziantep gibi genç nüfusun yoğun olduğu şehirlerde daha da büyük önem taşıyor. Öğrencilerin sadece IBAN dolandırıcılığına değil, aynı zamanda sahte iş ilanları, sosyal mühendislik saldırıları ve kimlik avı gibi diğer dijital dolandırıcılık yöntemlerine karşı da dikkatli olmaları gerekiyor. Bu noktada, dijital okuryazarlığın artırılması büyük önem kazanıyor. Dijital okuryazarlık, sadece interneti kullanabilmek değil, aynı zamanda çevrimiçi ortamlarda güvenliğin sağlanması, kişisel bilgilerin korunması ve potansiyel tehditlerin farkında olunması anlamına geliyor. Üniversitelerin, bu konuda öğrencilere yönelik daha kapsamlı eğitim programları sunması bekleniyor. Bu eğitimler, sadece ders programları içinde değil, aynı zamanda seminerler, atölye çalışmaları ve bilgilendirme kampanyaları aracılığıyla da verilebilir. Ayrıca, ailelerin de bu konuda bilinçlendirilmesi, çocuklarını dijital dünyanın risklerine karşı korumalarına yardımcı olacaktır. Gaziantep’teki yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları da bu konuda önemli roller üstlenebilir. Örneğin, halk eğitim merkezleri aracılığıyla verilen dijital okuryazarlık kursları, toplumun her kesimine ulaşabilir. İslahiye Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı bilgilendirme materyallerinin yaygınlaştırılması, bu tür bir farkındalık oluşturma çabasının güzel bir örneğidir. Bu tür materyallerin içeriği, gençlerin anlayabileceği, güncel ve somut örneklerle desteklenmiş olmalıdır. Sosyal medya platformlarında da bilinçlendirme kampanyaları yürütülebilir. Bu kampanyalar, gençlerin en çok vakit geçirdiği mecraları kullanarak, mesajın daha etkili bir şekilde iletilmesini sağlayabilir. Unutulmamalıdır ki, dijital çağda suçlar da evrimleşiyor. Bu nedenle, mücadele yöntemlerimizin de sürekli güncellenmesi ve adaptasyon sağlaması gerekiyor. Gaziantep’in genç potansiyeli, doğru yönlendirildiğinde ve gerekli güvenlik önlemleri alındığında, hem şehir hem de ülke için büyük bir kaldıraç görevi görebilir. Ancak bu potansiyelin, dijital dolandırıcılık gibi tehlikelerle gölgelenmemesi için topyekûn bir mücadele şart.



