Pazarda Alım Gücü: Gaziantep’te Fiyat Şoku

Gaziantep’in canlı pazarlarında alım gücü, dudak uçuklatan fiyatlarla birlikte adeta dibe vurdu. Tezgahlar rengarenk meyve ve sebzelerle dolu olsa da, bu bolluk artık vatandaşın cebine yansımıyor. Geçtiğimiz haftalarda yaşanan ekonomik dalgalanmalar, sofralarımıza konuk olan ürünlerin fiyatlarına adeta zam yağmuru gibi yağdı. Eskiden cüzdanını bolca doldurup çıkanlar, şimdi elindeki azıcık parayla ne alacağını şaşırıyor. Pazarcı esnafı da durumdan dertli. Müşterinin azaldığını, tezgahtan eskisi gibi alışveriş yapılmadığını söylüyorlar. Bu durum, Gaziantep’te yaşayan dar gelirli aileler için bayram değil, adeta yas havası estiriyor.

Pazarlarda dolaşırken etiketlere bakmak bile yürek burkuyor. Kilogramı neredeyse altın fiyatına ulaşan ürünler var. En çok sevilen ve yaz aylarının vazgeçilmezi olan çileğin kilosu 200 ila 250 TL arasında değişiyor. Armutlar, 100 ila 110 TL’den alıcısını beklerken, elmanın fiyatı da 50 ile 85 TL aralığında geziniyor. Bu rakamlar, sadece meyvelerle sınırlı değil. Sebze reyonlarındaki manzara da pek farklı değil. Domatesin kilosu 70 ila 100 TL’ye dayanmış durumda. Salatalıklar 100 TL’den satılırken, biber çeşitlerinin fiyatları ise 120 ila 150 TL’ye kadar fırlamış. Bu durum karşısında vatandaşlar, mecburen alışveriş listesinden birçok ürünü çıkarmak zorunda kalıyor. Eskiden pazar alışverişi bir keyifti, şimdi ise bir hayatta kalma mücadelesine dönmüş durumda.
Pazar Alışverişinde Yeni Dönem: Azalt ve Vazgeç
Gaziantep halkı, artan fiyatlar karşısında alım alışkanlıklarını baştan aşağı değiştirmek durumunda kaldı. Pazarlarda artık eskisi gibi kilolarca meyve sebze almak hayal oldu. Vatandaşlar, ihtiyaçlarını belirlerken öncelik sıralaması yapıyor. En temel gıdalara yönelirken, tatlı ihtiyacını karşılayan meyvelerden ve salatalarda kullanılan sebzelerden giderek uzaklaşıyorlar. Bir zamanlar sofraların baş tacı olan ürünler, şimdi lüks tüketim sınıfına girmiş gibi görünüyor. Esnafın anlattığına göre, eskiden müşteriler elleri dolu çıkarken, şimdi birkaç parça ürünle yetinmek zorunda kalıyorlar. Bu durum, sadece bireysel bütçeleri değil, aynı zamanda yerel ekonomiyi de olumsuz etkiliyor. Pazarcıların tezgahlarındaki ürünlerin elde kalma riski de artmış durumda. Elbette bu durumun altında yatan pek çok neden var. Döviz kurundaki hareketlilik, nakliye maliyetlerindeki artış, tarımsal girdilerdeki yükseliş gibi faktörler, doğrudan tüketici fiyatlarına yansıyor. Ancak sonuç olarak cebi boşalan ve keyfi azalan vatandaş oluyor.
Dar Gelirlinin Bütçesi Ateş Altında
Özellikle dar gelirli vatandaşlar için bu yüksek fiyatlar, günlük yaşamı çekilmez hale getiriyor. Asgari ücretle geçinen, sabit bir geliri olan aileler için bu rakamlar adeta bir kabus. Bir öğün yemeğin maliyeti bile cep yakarken, sebze ve meyve gibi temel ihtiyaçları karşılamak giderek zorlaşıyor. Eskiden haftada bir kez kurulan pazar sofraları, şimdi daha seyrek ve daha az çeşitlilikle kuruluyor. Çocukların istediği bir meyveyi almak bile artık bir lüks haline gelmiş durumda. Bu durum, beslenme alışkanlıklarını da olumsuz etkiliyor. Daha ucuz ama besin değeri düşük gıdalara yönelme eğilimi artıyor. Bu da uzun vadede sağlık sorunlarına davetiye çıkarabilir. Gaziantep’in bereketli topraklarından çıkan ürünlerin, halk tarafından ulaşılabilir olması gerekirken, gelinen nokta bu beklentinin tam tersi bir tablo çiziyor. Yetkililerin bu konuya el atması, halkın alım gücünü destekleyecek, fiyatları makul seviyelere çekecek çözümler üretmesi büyük önem taşıyor. Aksi takdirde, pazarlar sadece vitrinlere dönüşecek, gerçek tüketicinin eli bu lezzetlere uzanamayacak.



