Tarihi Çeşmeler Canlandı: Gaziantep Sevinçte
Gaziantep’in bağrında saklı kalmış bir sevinç var bu günlerde. Yıllarca susuzluğa direnen, kökleri Roma ve Osmanlı’ya uzanan o kadim çeşmeler, nihayet şükür ki yeniden hayat buldu. Araban ilçesinin sessiz sokakları, artık akıp giden suyun melodisiyle şenleniyor. Bu coşku, sadece çeşmelerin değil, aynı zamanda toprağına bağlı her Anteplinin yüreğinde yankılanıyor. Kuraklığın pençesinden kurtulan bu tarihi miras, bizlere umut dolu bir gelecek vaat ediyor. Tarihi Çeşmeler Gaziantep ile ilgili detaylar belli oldu.
Kuraklığın Ardından Gelen Müjde
Hatırlanırsa, geçtiğimiz yıllar Gaziantep için pek de cömert geçmedi. Ne gökyüzü ağladı ne de toprak doya doya içti. Sıcaklıklar rekor kırarken, yağmur ve kar sanki bizi unutmuştu. Bu durumun en net izleri ise, ilçenin en gözde tarihi yadigarlarında beliriyordu: tarihi çeşmeler kurumuştu. Araban’ın Emirhaydar ve Beydilli mahallelerindeki o eşsiz Roma ve Osmanlı dönemi çeşmeleri, yıllardır sessizliğe gömülmüştü. Vatandaşlar endişe içindeydi. Yağmur duasına çıkılıyor, kar yağması için dua ediliyordu. Çünkü bu çeşmeler, sadece su kaynağı değil, aynı zamanda atalarımızdan bize kalan en değerli emanetlerdi. Onların kuruması, adeta tarihin bir parçasının yok olması gibiydi.
Ancak bu yıl, tablo tamamen değişti. Ocak ayında yüzünü gösteren kar, adeta bereketiyle geldi. Şubat ayında ise adeta her gün yağan yağmur, toprağı ve insanı yeniden canlandırdı. Yıllardır gözü yaşlı bekleyen o tarihi çeşmeler, nihayet coşkuyla akmaya başladı. Bu manzara, en çok da köylerini, tarihlerini seven insanları mutlu etti. Emirhaydar Mahallesi Muhtarı Seydi Vakkas Kaya, bu durumu şu sözlerle özetliyor: “Çeşmelerimiz çok şükür yeniden akmaya başladı. Bu çeşmeler Roma döneminden kalma. Uzun yıllardır su akmıyordu. Kuraklık yüzünden susuz kalmıştık. Ama bu yıl yağışlar boldu. Allah’a şükür çeşmelerimiz wieder akıyor.”
Mirası Koruma Çağrısı
Bu yeniden canlanma, elbette sevindirici. Ancak Muhtar Kaya’nın dile getirdiği bir başka önemli nokta var: bu tarihi yapıların korunması. Kaya, çeşmelerin sadece su akıtmakla kalmayıp, aynı zamanda gelecek nesillere aktarılacak önemli bir kültürel miras olduğunu vurguluyor. “Bu tarihi çeşmelerin yok olmasını istemiyoruz” diyor. Restorasyon ihtiyacına dikkat çekiyor. Çünkü bakımsız kalan bir tarihi eser, ne kadar değerli olursa olsun, zamanla yok olmaya mahkum. Kaya, köydeki iki tarihi çeşmenin de bakımının yapılmasını, böylece gelecek nesillere anlamlı bir miras bırakılmasını arzu ediyor. Bu çeşmelerin 450-500 yıllık olduğu tahmin ediliyor. Onların kökeni, anlatılanlara göre, köyü kurup hayvancılıkla uğraşan iki kişiye kadar uzanıyor. Bu kişiler, çalıların arasında buldukları çeşmeyi açıp yerleşmişler. O günden beri bu çeşmeler, köyün can damarı olmuş.
Çiftçinin Yüzü Gülecek
Tarihi çeşmelerin yeniden akmaya başlaması, sadece geçmişin canlanması demek değil. Aynı zamanda geleceğe dair umutların yeşermesi demek. Özellikle çiftçiler için bu yağışlar, adeta bir kurtuluş kapısı aralamış. Yıllarca kuraklığın getirdiği belirsizlikle mücadele eden çiftçiler, bu yıl bereketli bir sezon bekliyor. Buğday, arpa, sarımsak ve tabii ki Gaziantep’in gözbebeği fıstık… Hepsi bu bereketli yağışlarla beslenip büyüyecek. Muhtar Kaya, bu durumu şu sözlerle ifade ediyor: “Bu sene inşallah çiftçinin yüzü gülecek. Allah’ın rahmetini gördükten sonra verim de mahsul de güzel olacak.” Bu yıl, bolluğun ve bereketin yılı olacak gibi görünüyor. Tarihi çeşmelerin akması, sanki doğanın bize bir müjdesiydi. Artık çiftçilerimiz de, bu müjdeyle birlikte daha umutlu bir şekilde tarlalarına yönelecekler.


