Gaziantep’te Üretim ve İhracat Vurgusu

Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) meclis toplantısında üretim ve ihracat konusu masaya yatırıldı. Ağustos ayı olağan meclis toplantısı, küresel gelişmelerin Türkiye ekonomisine etkileri üzerine yoğunlaştı. Karadeniz’deki jeopolitik gerilimler ve hububat beklentileri öncelikli gündem maddeleri arasındaydı. Gaziantep’in tarım ve gıda sektöründeki potansiyeli de ayrıntılı olarak ele alındı. Bu toplantı, sektör temsilcilerinin beklentilerini ve çözüm önerilerini ortaya koydu.

Küresel Belirsizlikler ve Tarım Sektörünün Geleceği
GTB Meclis Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, küresel tarım ticaretindeki jeopolitik gelişmelerin etkisinin arttığını belirtti. Özellikle Karadeniz ve Azak Denizi’nde yaşanan saldırılar, tahıl sevkiyatlarında aksamalara yol açıyor. Bu durum, küresel piyasalarda yeni belirsizlikler yaratıyor. Tiryakioğlu, Karadeniz havzasının dünya tahıl ticaretinin kalbi olduğunu vurguladı. Bölgedeki lojistik sorunların devam etmesi halinde, Rusya ve Ukrayna’dan kaynaklanan ihracat kayıplarının alternatif ülkelerce karşılanabileceğini söyledi. Ancak bu durumun fiyatlar üzerinde baskı oluşturabileceği de ifade edildi. Türkiye’nin 2026 yılı hububat üretimine ilişkin beklentiler de paylaşıldı. TÜİK verilerine göre tahıl üretiminin %21,7 artarak 41,6 milyon tona ulaşması öngörülüyor. Buğday üretiminde %26,7, arpa üretiminde ise %50 artış bekleniyor. Bu artışlar sevindirici olsa da, üreticinin kazancını güvence altına almak için depolama, pazarlama ve fiyat istikrarı gibi konuların birlikte ele alınması gerektiği vurgulandı.
Lisanslı Depoculuk ve Zeytin-Zeytinyağı Sektörü Güncellemeleri
Toplantıda lisanslı depoculuk sistemindeki yeni düzenlemeler de gündeme geldi. Hububat, baklagiller ve yağlı tohumlarda faaliyet gösterecek lisanslı depo işletmeleri için asgari kapasite 35 bin ton olarak belirlendi. İşletmelerin ödenmiş sermaye tutarları da depo kapasitelerine göre yeniden düzenlendi. Lisanslı depoculuk, tarım ürünlerinin sağlıklı saklanması, kayıtlı ticaretin geliştirilmesi ve piyasaların daha etkin işlemesi için büyük önem taşıyor. Sistemin güçlü ve sürdürülebilir olması hedefleniyor. Zeytin ve zeytinyağı sektöründeki gelişmeler de masaya yatırıldı. ABD’nin yeni tarife düzenlemesiyle Türkiye’den ithal edilen ürünlere ek %12,5 ek vergi getirilme ihtimali konuşuldu. Bu durum, Türk ürünlerinin ABD pazarındaki rekabet gücünü olumsuz etkileyebilir. Türkiye’nin önemli rakiplerinin muaf tutulması endişe veriyor. Sektör temsilcileri, pazarları korumanın yanı sıra yeni pazarlara erişimin de geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Orta Vadeli Program Beklentileri ve Finansman Sorunları
GTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, borsa tarafından yürütülen çalışmalar ve yeni dönem faaliyetleri hakkında bilgi verdi. Üyelere yönelik eğitim ve bilgilendirme çalışmalarının sürdüğünü belirtti. Tarımsal ticaretin geliştirilmesi, ürünlerin katma değerinin artırılması ve Gaziantep’in tarım sektöründeki konumunun güçlendirilmesi hedefleniyor. Akıncı, lisanslı depoculuk sisteminin üreticiye ve ticarete sunduğu imkanları anlattı. Gaziantep’in zeytin ve zeytinyağı potansiyeline dikkat çekerek, zeytinyağı lisanslı depoculuğunun kent için yeni bir çalışma alanı olabileceğini söyledi. Eylül ayında güncellenmesi beklenen Orta Vadeli Program’a ilişkin değerlendirmeler de yapıldı. Enflasyonla mücadele ve makroekonomik istikrarın iş dünyası için büyük önem taşıdığı belirtildi. Yeni OVP’de üretim, yatırım, ihracat ve istihdamı destekleyecek politikaların güçlendirilmesinin reel sektörün rekabet gücüne katkı sağlayacağı ifade edildi. Fiyat istikrarını önceleyen politikalarla üretim ekonomisinin ihtiyaçlarını gözeten adımların Türkiye’nin sürdürülebilir büyümesi için kritik olduğu vurgulandı. Reel sektörün finansman şartları da konuşuldu. Yüksek finansman maliyetleri ve işletme sermayesi ihtiyacı, üretim yapan işletmeler için önemli bir sorun olarak öne çıktı. Finansmana erişimin üretimin devamlılığı ve ihracat kapasitesinin geliştirilmesi için hayati önem taşıdığı belirtildi. Ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadele programının farkında olunduğu, ancak reel sektörün üretim kabiliyetini koruyacak ve nakit akışını destekleyecek mekanizmaların güçlendirilmesinin sürece önemli katkı sağlayacağına inanıldığı ifade edildi. Üreten, yatırım yapan, ihracat gerçekleştiren ve istihdam sağlayan işletmelerin ayakta kalmasının, ekonominin hedeflerine ulaşması açısından elzem olduğu kaydedildi.


