Gaziantep’te Fırtına: Yaşam Durdu

Gaziantep adeta bir anda kendisini kıyametin ortasında buldu. Öğleden sonra başlayan sağanak ve ardından gelen o şiddetli rüzgar, şehrin sakinlerini hazırlıksız yakaladı. Günlük hayat bir anda durma noktasına geldi. Sanki gökyüzü başımıza yıkılacakmış gibiydi. Yağmur o kadar şiddetliydi ki, sokaklar saniyeler içinde sularla doldu. Arabalarımızla ilerlemek bir yana, yürümek bile imkansız hale geldi. Birçok yerde yollar adeta birer göle dönüştü. Bazı şanssız sürücüler ise araçlarıyla bu derin suların içinde mahsur kaldı. Şehir içi ulaşım tamamen felç oldu. Trafikte yaşanan kaos, nereye gideceğimizi bilemez hale getirdi. Gaziantep fırtına konusunda yeni gelismeler yasaniyor.

Ama olayın asıl dehşet verici yanı rüzgardı. O fırtına, yağmur kadar bile acımasızdı. Binaların çatıları yerinden söküldü. Uçan o parçalar, park halindeki masum araçların üzerine düştü. Küçük çaplı da olsa maddi hasarlar oluştu. Koca koca ağaçlar köklerinden sökülüp devrildi. Etraftaki ne varsa zarar gördü. Sanki doğa bize bir ders vermek ister gibiydi. Yaşananlar gerçekten de akıllara durgunluk verecek cinstendi.
Bossan’da Dehşet Anları
Fırtınanın en çarpıcı ve en korkutucu etkisi ise Bossan bölgesinde yaşandı. Orada bulunan bir hastanenin dış cephesi, o acımasız rüzgarın gücüne dayanamadı. Ciddi bir hasar aldı. O anların çekilen görüntüleri, fırtınanın ne kadar gözü kara olduğunu net bir şekilde ortaya koydu. Sanki bir dev eli gelmiş ve binayı sıyırmış gibiydi. İnsanlar ne yapacağını şaşırmıştı. Can havliyle kendilerini güvenli yerlere attılar.
Vatandaşlar olarak bu ani hava olaylarına karşı ne kadar hazırlıksız olduğumuz bir kez daha ortaya çıktı. Yağmur bastırdığında hepimiz şaşkına döndük. Kimisi aracını korumak için kapalı bir yere sığındı. Kimisi ise sadece bekledi. Fırtınanın dinmesini umutla bekledik. Yaklaşık kırk beş dakika süren bu kabus dolu anların ardından rüzgar dindi, yağmur dindi. Ama geride bıraktığı hasar ve o derin tedirginlik hala içimizdeydi. O anları yaşayanlar için unutulmaz bir deneyimdi. Acaba biz bu tür doğa olaylarına karşı daha hazırlıklı olabilir miydik? Bu düşünce aklımızdan hiç çıkmıyor.
Hazırlıklı mıyız?
Peki şimdi hepimizin aklına takılan o soru şu: Gaziantep olarak bizler, bu gibi ani ve şiddetli hava olaylarına karşı ne kadar hazırız? Belediyelerimiz, altyapımız, şehir planlamamız bu tür durumlara ne kadar cevap verebiliyor? Yoksa her seferinde olduğu gibi, doğanın gücü karşısında çaresiz mi kalacağız? Bu olaylar bize bir uyarı niteliğinde olmalı. Gelecekte yaşanabilecek daha büyük felaketlere karşı önlemlerimizi şimdiden almalıyız. Şehrimizi daha dirençli hale getirmeliyiz. Yoksa her bir sağanak yağmurda, her bir şiddetli rüzgarda aynı paniği ve aynı yıkımı yaşamak zorunda kalırız.
Bu yaşananlar, sadece bir hava durumu olayı değil. Aynı zamanda bir ders niteliğinde. Bize doğanın ne kadar güçlü olduğunu, bizim ne kadar kırılgan olduğumuzu hatırlattı. Uçan çatılar, sulara gömülen yollar, hasar gören binalar… Hepsi ortada. Bir daha böyle bir olay yaşanmadan, yetkililerin ve biz vatandaşların üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi gerekiyor. Şehrimizin güvenliği ve vatandaşlarımızın huzuru için bu bir zorunluluk. Bu fırtına, hepimize önemli bir uyarıda bulundu. Umarım bu uyarıyı dikkate alırız.



