Gaziantep Haberleri

Gaziantep’te Kalay Ustası Var, Çırak Yok

Gaziantep’te bir zamanların gözde mesleklerinden olan bakır kalaycılığı, ustalarının eliyle ayakta kalmaya çalışıyor ama ne yazık ki geleceği belirsiz. Çünkü bu kadim sanatın inceliklerini öğrenecek ne bir çırak bulunuyor ne de bu zorlu yola baş koyacak bir genç. 66 yaşındaki Hüseyin Amiklioğlu, 55 yıldır bu mesleğin içinde, adeta iliklerine kadar işlemiş bu zanaatın son temsilcilerinden. Okul sıralarını hiç görmemiş Amiklioğlu, babasının yönlendirmesiyle daha 10 yaşındayken bir kalaycı ustasının yanında çırak olarak hayata atılmış. İşte o günden bu yana, Gaziantep’in tarihi dokusuyla iç içe, Kale’nin gölgesinde, yıllarını bu mesleğe adamış. Gaziantep kalay ustası ile ilgili detaylar belli oldu.

Gaziantep'te Kalay Ustası Var, Çırak Yok

Hüseyin Amiklioğlu’nun hikayesi aslında Gaziantep’in kültürel mirasının da bir parçası. Babasının yönlendirmesiyle çıktığı bu yolda, bir kalaycı ustasının yanında hem ekmek kapısını bulmuş hem de hayatı öğrenmiş. Çıraklık, kalfalık derken askerlik görevini de yerine getirmiş. Döndüğünde ise ustasının desteğiyle kendi dükkanını açmış. Ne büyük bir vefa örneği! Yıllar sonra ustasının hemen yanına, Gaziantep Kalesi’nin o tarihi atmosferine kurmuş atölyesini. Yaşının ilerlemesine rağmen, ömrünü adadığı bu mesleği yaşatmak için gece gündüz demeden çalışıyor.

Ancak Amiklioğlu’nun yüzündeki tebessümün ardında büyük bir endişe yatıyor. Teknolojinin hızla ilerlemesiyle birlikte, bakır kalaycılığı gibi zanaatlar unutulmaya yüz tutmuş. Eskiden en gözde mesleklerden biri olan kalaycılık, şimdi ustalar için çalıştıracak çırak bile bulamamak demek. Hüseyin Amiklioğlu da bu durumdan dertli. Mesleğinin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söylüyor. Gençlere bu mesleği öğretmek istediğini, ancak kimsenin yanaşmadığını anlatıyor. Sanki bu meslek, kirli ve zor olarak algılanıyor. Oysa Amiklioğlu’ya göre, bu meslek hem çok güzel hem de aslında oldukça kolay. Yeter ki gönül vermek, öğrenmek istemek olsun.

Mesleğin Son Temsilcileri: Yalnız Usta, Boş Atölyeler

Hüseyin Amiklioğlu, 10 yaşından beri bu meslek sayesinde ailesinin geçimini sağladığını gururla anlatıyor. Ömer Usta’sından aldığı eğitimi, askere gidene kadar sürdürmüş. İlk işlerinin çanak çömlek yıkamak olduğunu, sonra ocakta kalay yapmayı öğrendiklerini söylüyor. Askerden döndüğünde ustasının ona dükkan açtığını, destek olduğunu minnetle anıyor. Ustası adeta babası gibiymiş. Dükkanının karşısına kendi iş yerini açtığında bile, işi olmadığında ustasının kendisine iş verdiğini, meslekte kendilerini geliştirdiğini anlatırken gözleri doluyor. Bu bir meslekten öte, vefa ve sevgi dolu bir bağ.

Amiklioğlu, 5 çocuğunu da bu meslek sayesinde büyütüp okuttuğunu belirtiyor. Eskiden mesleğin çok iyi olduğunu, son 5-6 yıldır da durumun fena olmadığını söylüyor. Bakırın hala yaygın olarak kullanıldığını, bu yüzden mesleğin değerini yitirmediğini vurguluyor. Ancak en büyük sorun, yetişmiş eleman bulamamak. ‘Bu meslek kirli ve zor’ diyen gençlerin ilgisizliği, ustaları çaresiz bırakıyor. Bir zamanlar Gaziantep’te 360 kalaycı ustası varken, şimdi sadece 8 kişi kaldıklarını söylüyor. Aralarından birkaç arkadaşının kendi çocuklarını yetiştirdiğini, ancak onun dışında kimsenin bu mesleği devam ettirmek istemediğini üzülerek belirtiyor. Bu durum, Gaziantep’in kültürel dokusundaki bir boşluğun habercisi gibi.

Sağlık İçin Bakır, Kültür İçin Ustalar

Hüseyin Amiklioğlu, konuşmasının sonunda bakır eşyaların sağlık açısından da ne kadar faydalı olduğunu hatırlatıyor. Yiyecek ve içeceklerin bakır kaplarda saklanıp tüketilmesinin, hem daha sağlıklı olduğunu hem de lezzeti artırdığını söylüyor. Herkese bakır eşya kullanımını tavsiye ediyor. Belki de bu tavsiye, bakır kalaycılığının yeniden canlanması için bir umut ışığı olabilir. Ancak asıl umut, gençlerin bu kadim sanata ilgi göstermesi ve ustaların bilgi birikimini devralmasıyla gelecek. Aksi takdirde, Gaziantep’in bu değerli zanaatı, Hüseyin Amiklioğlu gibi ustaların sessiz sedasız emekliye ayrılmasıyla tarihe karışacak.

Bu durum, sadece bir mesleğin yok olması demek değil. Aynı zamanda yüzyıllardır süregelen bir geleneğin, kültürel bir mirasın da kaybolması anlamına geliyor. Gaziantep’in o tarihi çarşılarında yankılanan çekiç sesleri, bakırın parıltısı ve ustaların alın teri, gelecek nesiller için sadece bir anı olarak mı kalacak? Bu sorular, Gaziantep’in kalaycı ustalarının yüreğindeki sızıyı ve geleceğe dair duyduğu endişeyi yansıtıyor. Usta var ama çırak yok. Peki, ya yarın?

İlgili Haberler

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu