Kalay Ustaları 80 Derecede Ekmek Savaşı

Gaziantep’in tarihi dokusunu taşıyan Bakırcılar Çarşısı’nda, kalay ustaları yaz sıcaklarının kavurucu etkisine rağmen mesleklerini icra etmeye devam ediyor. Dışarıda termometreler 40 dereceyi gösterirken, atölye içindeki ocak başı sıcaklığı tehlikeli boyutlara ulaşıyor. Bu zorlu koşullarda, ustalar adeta 80 derecelik bir fırında alın teri dökerek ekmeklerini kazanıyor.

Yaklaşık 14 yıldır bu mesleğin içinde olan 50 yaşındaki Halil İbrahim Mumcu, işlerinin en büyük zorluğunun sıradışı sıcaklıklar olduğunu dile getiriyor. Dışarıdan gelen birinin bu atölyede birkaç dakika bile durmasının mümkün olmadığını söylüyor. Ancak yıllar içinde bu ortama alıştıklarını ve mesleklerini severek sürdürdüklerini belirtiyor. Mumcu, kalay ücretlerinin ise ürünün boyutuna ve türüne göre değişiklik gösterdiğini anlatıyor. En düşük 50 liradan başlayan ücretlerin, özel ve büyük ürünlerde bin liraya kadar çıkabildiğini ekliyor.
Yaz Sıcağında Zorlu Mesai: 80 Derece Sıcaklık
Yaz aylarında, sıcaktan en az etkilenmek için mesaiye erken başladıklarını belirten Halil İbrahim Mumcu, bu durumun işlerini kolaylaştırdığını ifade ediyor. Sabahın erken saatlerinde, güneşin kavurucu etkisinden önce işlerinin başında olduklarını söylüyor. Saat 07.00’de başlayan mesailerinin, özellikle yazın erken saatlerinde daha verimli geçtiğini vurguluyor. Öğle saatlerine gelindiğinde ise durumun tamamen değiştiğini anlatıyor. Dışarıda hava 40 dereceyi bulurken, atölye içindeki sıcaklık neredeyse iki katına çıkarak 80 dereceye ulaşıyor. Bu durum, özellikle öğle saatleri ile 15.00 arasındaki sürede ustaların yorulmasına neden oluyor. Bu zorlu koşullara rağmen işlerini aksatmadan devam ettiriyorlar.
Kalaylı Bakır Kaplara Yeniden İlgi Artıyor
Son yıllarda kalaylı bakır kaplara olan ilginin arttığını görmek, ustalar için bir nebze de olsa umut veriyor. Halil İbrahim Mumcu, özellikle sağlık bilincinin artmasıyla birlikte insanların bakır kap kullanımına yöneldiğini gözlemliyor. Geçmişte çelik gibi daha modern malzemelerin daha çok tercih edildiğini hatırlatıyor. Ancak günümüzde, sosyal medya ve çeşitli platformlarda kalayın sağlık üzerindeki faydalarının yayılmasıyla birlikte, insanlar eski bakır kaplarını kalaylatmak için ustaların kapısını çalıyor. Bu durum, eskiden eskisi kadar ilgi görmeyen mesleklerinin yeniden canlanmasına yol açmış durumda. Bu canlanma, hem ustalar için hem de bu kadim geleneğin devamı için sevindirici bir gelişme olarak görülüyor.
Meslekte Usta Yetişmiyor: Sevgi Olmadan Sürdürülemez
Halil İbrahim Mumcu, kalay ustalığı gibi mesleklerin sevgi ve adanmışlık gerektirdiğinin altını çiziyor. Gençlerin ağır çalışma şartları ve yüksek sıcaklıklar nedeniyle bu mesleğe ilgi göstermediğini söylüyor. Mumcu, bu işin sadece bir meslek olmadığını, aynı zamanda bir gönül işi olduğunu vurguluyor. Ateşle, dumanla, kullanılan kimyasallarla ve elbette yoğun sıcaklıkla mücadele etmenin kolay olmadığını belirtiyor. Bu zorlukların üstesinden gelebilmek için mesleği gerçekten sevmenin şart olduğunu ifade ediyor. Sevmeden bu işi yapanların uzun süre dayanamayacağını ve mesleğin sürdürülemez hale geleceğini söylüyor. Bu nedenle de yeni usta adaylarının yetişmediğini, bu kadim zanaatın geleceğinin belirsiz olduğunu dile getiriyor. Bu durum, Gaziantep’in kültürel mirası için de önemli bir kayıp olarak değerlendiriliyor.
Gaziantep Bakırcılar Çarşısı’ndaki kalay ustalarının hikayesi, sadece bir meslek erbabının zorlu mücadelesini değil, aynı zamanda bir kültürel mirasın sessiz direnişini de anlatıyor. Yüksek sıcaklıklar ve değişen tüketici alışkanlıkları karşısında ayakta kalmaya çalışan bu ustalar, geleneksel zanaatların önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. Mesleklerine duydukları sevgi ve bağlılık, onları her gün ocağın başına taşıyor.



