Gaziantep Eğitim Haberleri

Üniversitelerde Liyakat Yoksa Vay Halimize!

Gaziantep Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Ali Gür, üniversitelerdeki mevcut durumu samimi bir dille değerlendirdi. Gür, Türkiye’deki yükseköğretim sisteminin işleyişindeki aksaklıkları ve özellikle rektör atamalarındaki liyakat eksikliğini vurguladı. Bu durumun üniversitelerin ruhunu zedelediğini ve bilimsel ilerlemeyi engellediğini söyledi. Gür, artık bu çarpıklığa dur deme zamanının geldiğini belirtti. üniversitelerde liyakat ile ilgili detaylar belli oldu.

Üniversitelerde Liyakat Yoksa Vay Halimize!

Liyakat Yerine Kim Görüyor Koltuğu?

Prof. Dr. Ali Gür, Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) artık eski canlılığını yitirdiğini ifade etti. Yapının hantal ve atıl hale geldiğini belirten Gür, en vahim tablonun ise rektör atamalarında yaşandığını dile getirdi. Liyakatın yerini başka şeylerin aldığını söyleyen Gür, “Özellikle YÖK’ün hantal ve atıl olduğu, rektör atamalarında liyakatin göz ardı edildiği ve üniversitedeki akademisyenlerin tamamen devre dışı bırakıldığı vurgusu önemli. Bu durum başta akademisyenler olmak üzere üniversite çalışanlarını değersizleştirmekte ve motivasyonlarını yok etmektedir” dedi. Bu tespitler, Gaziantep Üniversitesi gibi köklü bir kurumda da yankı buluyor. Akademisyenlerin sesinin duyulmaması, bilime ve eğitime gönül vermiş insanların hayal kırıklığına uğramasına neden oluyor. Gaziantep’in dinamik yapısına uygun, ilerici ve bilimsel düşünen rektörlerin atanması gerektiğini savundu. Ancak mevcut sistemde bu liyakatin nasıl sağlanacağı sorusu akıllarda soru işareti bırakıyor.

“Sadakat” Adı Altında Neler Oluyor?

Gür, rektör atamalarında liyakatın bir kenara itilerek yerine “sadakat” kavramının öne çıkarılmasını sert bir dille eleştirdi. Peki, neye sadakat, kime sadakat sorusunu sormadan edemedi. Bu sadakatin üniversitenin çıkarlarıyla mı ilgili olduğunu, yoksa yerel siyasetin bir uzantısı mı olduğunu sorguladı. Gür, “Yerel siyasete ram olmak mıdır? Sadakat gösterisi, yapılan hukuksuzluk ve usulsüzlüklere koruyucu kalkan mıdır?” diyerek çarpıcı tespitlerde bulundu. Bu tür bir yaklaşımın üniversitelerin bilimsel özerkliğine zarar verdiğini ve kurumsal kimliklerini zayıflattığını söyledi. Gaziantep’in yetiştirdiği değerlerin, siyasi çekişmelerin malzemesi olmaması gerektiğinin altını çizdi. Üniversitelerin sadece akademik bir kurum olmadığını, aynı zamanda şehrin sosyal ve kültürel gelişimine de katkı sağladığını vurguladı. Bu nedenle, üniversite yönetimlerinin bu sorumluluğun bilinciyle hareket etmesi gerektiğini savundu. Şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinin göz ardı edildiği durumların kabul edilemez olduğunu ifade etti.

Suskun Üniversiteler Topluma Ne Katar?

Üniversitelerin toplumun ilerlemesinde kilit bir rol üstlendiğini belirten Prof. Dr. Ali Gür, suskunluğa mahkum edilmiş üniversitelerin ne kendilerine ne de topluma fayda sağlayamayacağını ifade etti. Bazı rektörlerin, üniversiteleriyle bir bağ kurmak ve çalışanlarını motive etmek yerine, yerel siyasete yakın durmayı tercih ettiğini iddia etti. Bu durumun, üniversitelerde bir “uzaktan yönetim modeli” yarattığını ve yönetim boşluğuna neden olduğunu söyledi. Gür, “Hatta siyasete sırtını yaslayan ve bana bir şey olmaz diyen bazıları geçmişte olduğu gibi uzaktan eğitim modeline benzer uzaktan yönetim modelini benimsemişlerdir. Bu durum da üniversitelerde yönetim boşluğuna yol açmaktadır” dedi. Bu tarz bir yönetim anlayışının, öğrenciye, akademisyene ve tüm üniversite personeline karşı bir haksızlık olduğunu dile getirdi. Gaziantep Üniversitesi’nin potansiyelinin bu tür bir “uzaktan yönetim” ile heba edilemeyeceğini vurguladı. Üniversitelerin kendi sesini bulması, kendi değerlerini üretmesi ve bu değerleri topluma aktarması gerektiğini savundu. Aksi takdirde, üniversitelerin sadece binalardan ibaret kalacağını ve gerçek misyonlarından uzaklaşacağını belirtti.

Prof. Dr. Ali Gür, üniversite bileşenlerinin aktif rol aldığı bir seçim sisteminin yeniden hayata geçirilmesi gerektiği çağrısında bulundu. Bu sistemin, liyakatı merkeze alarak, üniversitelerin daha dinamik ve verimli çalışmasını sağlayacağını söyledi. Gaziantep’teki akademisyenlerin ve üniversite personelinin bu duruma sessiz kalmaması gerektiğini, kendi hakları ve üniversitelerinin geleceği için seslerini yükseltmeleri gerektiğini ifade etti. Geleceğimiz olan üniversitelerde liyakat ve şeffaflık ilkesinin hakim olması gerektiği vurgusuyla sözlerini tamamladı.

İlgili Haberler

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu