Bakırcı atölyelerinde kadın ustalardan büyük değişim

Bakırcı atölyelerinde kadın ustalar rüzgarı esmeye başladı ve bu durum herkesi şaşırtıyor.

Gaziantep’in tarihi sokaklarında yürürken kulağınıza gelen o metalik sesleri bilirsiniz. Yıllar yılı bu sesler sadece erkek ustaların tezgahlarından yükselirdi. Babadan oğula geçen bu ağır meslek, dışarıdan bakanlar için adeta erkek egemen bir kaleydi. Ancak son dönemde bu algı yerle bir oluyor. Şehrin tarihi kalbinde yer alan atölyelerde artık çekiç sarsıntıları kadınların maharetli ellerinden çıkıyor.
Bakırcılıkta cinsiyet algısı nasıl yıkılıyor?
Peki, bu köklü değişim nasıl başladı? Emine Sibel Bakırcı ve Seda Çetin isimli iki cesur kadın, yılların ezberini bozdu. Erkek işi denilen bu zorlu zanaata adım atarak büyük bir cesaret örneği sergilediler. Sabahın erken saatlerinde atölyenin kapısını aralayan ikili, devasa bakır levhaların başına geçiyor. Ellerindeki ağır çekiçlerle saatlerce metal dövüyorlar. Ortaya çıkan zarif motifler ise görenleri adeta büyülüyor. Araştırmacı gözle baktığımızda, bu değişimin sadece fiziksel bir üretim olmadığını görüyoruz.
Bu durum aslında toplumsal cinsiyet rollerine meydan okuyan sessiz bir devrim niteliği taşıyor. Ustalar, bu işin sadece kas gücüyle değil, sabır ve estetik bakış açısıyla yapıldığını kanıtlıyor. Çekiç darbelerinin ritmi, kadınların kararlılığını gözler önüne seriyor. Üstelik bu süreç dışarıdan göründüğü kadar kolay ilerlemiyor. Sürekli toz, yüksek ses ve fiziksel yorgunlukla mücadele ediyorlar. Yine de yüzlerindeki gülümseme hiç eksilmiyor.
Ekonomik özgürlük ve ruhsal iyileşme
Bu zanaatı sadece para kazanmak için icra etmiyorlar. Üretim sürecinin kendilerine çok iyi geldiğini sıklıkla dile getiriyorlar. Bakır levhalara şekil verirken tüm streslerini attıklarını belirtiyorlar. Zihnen ve ruhen dinlendiklerini ifade eden bu girişimci kadınlar, diğer hemcminlerine de açık bir çağrı yapıyor. Aile bütçesine katkı sunmanın gururunu yaşayan ikili, ekonomik bağımsızlığın önemine dikkat çekiyor.
Gaziantep ekonomisine mini bir katkı sunarken, aynı zamanda kültürel mirası da geleceğe taşıyorlar. Kaybolmaya yüz tutmuş bu geleneksel zanaat, kadın eli sayesinde yeniden can buluyor. Genç kızlar bu atölyeleri ziyaret ederek ilham alıyor. Kendi ayakları üzerinde durmak isteyenler için artık yeni bir rota var.
Sonuç olarak, Gaziantep’in dar sokaklarındaki bu atölyeler sadece metal işlenen birer dükkan olmaktan çıktı. Burası aynı zamanda cesaretin, emeğin ve kadın gücünün simgesi haline geldi. Emine ve Seda gibi öncüler sayesinde, şehrin zanaat tarihi yeniden yazılıyor. Gelecekte daha fazla kadının bu tezgahlarda yer alacağına kesin gözüyle bakılıyor. Tarih bu değişimi şimdiden büyük bir hayranlıkla kayda alıyor.



