Gaziantep Kültür & Sanat Haberleri

Çini Sanatı: Kadınlar Üretiyor, Ekonomi Kazanıyor

Gaziantep’te çini sanatı, hem kültürel mirasımızı geleceğe taşıyor hem de pek çok kadının hayatına dokunuyor. Şahinbey Millet Camii ve Külliyesi’nde verilen çini kursları, kadınlara hem yeni bir beceri kazandırıyor hem de aile bütçelerine ek gelir sağlıyor. Bu eşsiz sanat, artık kadınların ellerinde yeniden hayat buluyor. gaziantep çini sanatı gundemine dair onemli bilgiler paylasıldı.

Çini Sanatı: Kadınlar Üretiyor, Ekonomi Kazanıyor

Türklerin Orta Asya’dan Anadolu’ya getirdiği, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde zirveye ulaşan çini sanatı, günümüzde de önemini koruyor. UNESCO’nun da kültürel miras listesine aldığı bu sanat dalı, Şahinbey Belediyesi’nin desteğiyle yaşatılıyor. Türkiye’nin en büyük ikinci camisi olan Şahinbey Millet Camii ve Külliyesi’nde açılan çini kurslarına kadınlar yoğun ilgi gösteriyor. Sabahın erken saatlerinden itibaren bu tarihi mekanın huzurlu atmosferinde bir araya gelen kadınlar, sanatla iç içe bir gün geçiriyor.

Kadınların Ellerinden Sanat ve Ekonomi

Kursiyerler, seramik hamurunu şekillendirerek birbirinden güzel kahve fincanları, tabaklar, tablolar ve hediyelik eşyalar üretiyor. Sabırla ve özenle işledikleri bu eserler, adeta göz nuru dökülerek tamamlanıyor. Çizilen desenler, Osmanlı motiflerinden ilham alıyor. Bu motifler, sadece görsel bir güzellik sunmakla kalmıyor, aynı zamanda kursiyerler için adeta bir terapi görevi görüyor. Her fırça darbesi, stresi azaltıyor ve huzur veriyor. Üretilen ürünler, hem yakın çevrede büyük ilgi görüyor hem de satılarak kadınların aile ekonomisine önemli bir katkı sağlıyor.

Çini: Türk Kültürünün Öz Sanatı

Kursun çini sanatçısı ve eğitmeni Özlem Karabüber, çini sanatının Türk kültürünün ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguluyor. Karabüber, “Çini sadece bize mahsus, Türk’ün öz sanatıdır,” diyerek bu sanatın kökenlerine dikkat çekiyor. Mezopotamya ve Orta Asya kökenli bu sanat, Türk kültüründe Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde adeta altın çağını yaşamış. Karabüber, 2006 yılından bu yana bu sanatın içinde olduğunu ve amacının bu geleneği daha fazla kişiye ulaştırmak olduğunu belirtiyor. Kadınların bu kursa hobi olarak başladığını ancak zamanla hem yeteneklerini keşfettiklerini hem de el becerilerini geliştirdiklerini ifade ediyor. Aldıkları uygulamalı eğitimler sayesinde çeşitli ürünler yaparak hem ev ekonomilerine katkıda bulunduklarını hem de keyifli vakit geçirdiklerini ekliyor. Çini sanatının sabır ve emek istediğini ama aynı zamanda insana huzur verdiğini de sözlerine ekliyor.

Deprem Sonrası Umut Işığı: Çini Sanatı

6 Şubat depremlerinin ardından İslahiye’den Gaziantep’e yerleşen kursiyerlerden Sevgi Yazaroğlu Kaya, çini sanatının kendisi için nasıl bir umut ışığı olduğunu anlatıyor. Deprem sürecinde yaşadığı zorlukları çini kursu sayesinde aştığını belirten Kaya, “Bu kursta çini sanatıyla hayat buluyoruz,” diyor. Daha önce tezhip sanatıyla da ilgilendiğini belirten Kaya, çini sanatını çok sevdiğini ve eğitmeni Özlem Hanım’ın da kendilerine çok faydalı olduğunu söylüyor. Kursun en yaşlı kursiyerlerinden 62 yaşındaki Pempe Nur Öner de çini sanatının bir terapi gibi geldiğini vurguluyor. Öner, bu kursu tüm ev hanımlarına tavsiye ediyor ve çini sanatının hayatına kattığı güzelliklerden bahsediyor. Tüm işlerini bırakıp her gün kursa gelmeye başladığını, çini sanatıyla tanıştıktan sonra hayatının değiştiğini anlatıyor.

Bu kurslar, kadınların hem toplumsallaşmasını sağlıyor hem de kendilerine zaman ayırmalarına olanak tanıyor. Üretmenin verdiği mutlulukla kadınlar, hem sanatın inceliklerini öğreniyor hem de ailelerine ekonomik destek oluyorlar. Gaziantep’in tarihi dokusu içinde filizlenen bu çini atölyeleri, geleceğe ışık tutuyor.

İlgili Haberler

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu