Gül Gonca: 18 Yıl Sonra Hala Kayıp

Gaziantep’in gündemine bomba gibi düşen bir kayıp vakası, 18 yıl sonra hala cevap bekliyor. Gül Gonca Çelik’in akıbeti, yıllardır kim bilir kaç kez masaya yatırıldı. Ancak ne acıdır ki, ne bir ipucu ne de bir görgü tanığı bulunabildi. Bu kayıp hikayesi, sadece bir ailenin yüreğini değil, tüm şehri derinden etkiliyor. Gül Gonca kayıp konusunda yeni gelismeler yasaniyor.

Gül Gonca, tam 15 Mart 2008’de evinden çıktı. Halasına gidecekti, basit bir ziyaret. Oysa bu sıradan yolculuk, onun son bilinen adımı oldu. Ailesi, her geçen dakika artan bir endişeyle onu beklerken, zamanın acımasızlığı devreye girdi. İlk günlerin telaşı, haftalara, aylara ve nihayet yıllara dönüştü. Yapılan tüm arama çalışmaları ne yazık ki sonuçsuz kaldı. Sanki yer yarıldı da içine girdi denilecek cinsten bir kayboluştu bu.
2011 yılı geldiğinde, Gaziantep’te yaşayan aile için yeni bir umut ışığı belirdi. Fatma Şahin, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı oldu. Aile, bu önemli makamdaki hemşehrilerinden destek bekledi. Belki de bakanlığın imkanları, bu derin yaranın sarılmasına yardımcı olurdu. Fakat ne yazık ki, bu umut da gerçekleşmedi. Gül Gonca, hala bulunamadı. Yıllar geçti, umutlar tükendi ama kayıp dosyası soğumadı.
Ailenin çaresizliği doruğa ulaştığında, 2012 yılında bir başka önemli adım atıldı. Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a ulaşıldı. Bir babanın, bir evladının özlemiyle dolu feryadı, en üst makama kadar ulaştı. Erdoğan’ın talimatıyla özel bir ekip kuruldu. Bu ekip, en donanımlı, en deneyimli isimlerden oluşuyordu. Amaç, ne pahasına olursa olsun Gül Gonca’yı bulmaktı. Ancak, bu özel çaba da somut bir sonuç vermedi. Yıllar süren arayışlar, yine bir iz bırakmadan sona erdi.
Epstein Dosyası ve Çelik Ailesi
Bu kayıp hikayesinin karmaşıklığı, aslında daha da derinleşti. 2009 yılında ortaya çıkan Epstein Adası skandalı, uluslararası bir infiale yol açtı. Mağdurlardan birinin ifadesi, tüyler ürpertici gerçekleri gün yüzüne çıkardı. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu ülkelerden kaçırılan, İngilizce bile bilmeyen çocukların, pedofilik sapıkların eline düştüğü iddia edildi. Bu iddialar üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı. Basına yansıyan bu haberler, Gül Gonca’nın ailesi için yeni bir endişe dalgası yarattı. Acaba, 18 yıldır kayıp olan Gül Gonca’nın bu uluslararası dosya ile bir bağlantısı olabilir miydi? Epstein Türkiye dosyasına dahil edilip, bu karanlık ağ içinde soruşturuluyor muydu? Sorular havada uçuştu, cevaplar ise hala yoktu.
Bu durum, sadece bir ailenin değil, tüm Türkiye’nin vicdanını kanatıyor. Bir çocuğun kaybolması, bir ailenin evladından mahrum kalması kabul edilemez. Hele ki, bu kayboluşun uluslararası düzeyde benzer dehşet verici vakalarla ilişkilendirilme ihtimali, durumu daha da vahim hale getiriyor. Gül Gonca Çelik nerede? Bu soru, sadece bir adresten fazlasını soruyor aslında. Bu soru, “Türkiye’nin çocukları sahipsiz mi?” sorusunun en acı cevabını arıyor. Yıllardır süren bir sessizlik, bir belirsizlik var. Hukuki süreçlerin işlemesi, yeni delillerin ortaya çıkması ve en önemlisi, Gül Gonca’ya dair somut bir bilginin elde edilmesi, bu acı dolu bekleyişe bir son verebilir.
Gaziantep yerelinde bu tür bir kayıp vakasının uzun yıllar boyunca çözülememesi, şehrin asayiş birimleri için de bir sorgulama işareti. Elbette, zamanında yapılan tüm çabalar takdire şayan. Ancak, uluslararası bağlantıların da devreye girdiği bu tür karmaşık durumlarda, daha kapsamlı ve koordineli çalışmaların gerekliliği de ortada. Belki de yıllar önce gözden kaçan küçük bir detay, bu gün Gül Gonca’nın bulunmasına ışık tutabilir. Ailenin umudu hala canlı tutması, şehrin de bu konuya duyarlılık göstermesi büyük önem taşıyor. Bu kayıp, unutulmamalı. Gül Gonca’nın sesi, bu sessizliğin içinde kaybolmamalı.



