Sıcaklara Dayanıklı Lahmacun Ustaları: Gaziantep Direniyor

Gaziantep’te 40 dereceyi aşan sıcaklar bunaltırken, şehrin meşhur taş fırınlarından yükselen ısıya rağmen lahmacun ve pide ustaları mesleklerini büyük bir özveriyle sürdürüyor. Bu sıcakta bile işlerinin başında ter döken ustalardan Hakan Yanar ve Turgay Çelik, adeta sıcağa meydan okuyor. Gaziantep sıcak ustalar ile ilgili detaylar belli oldu.

Ateşle Sınav: Yüksek Sıcaklıklara Alışkın Ustalar
Gaziantep’te yaz mevsimi, caddelerde ve sokaklarda hissedilen bunaltıcı sıcaklarla kendini gösteriyor. Ancak, şehrin lezzet duraklarından taş fırınların çevresinde durum daha da farklı. Dışarıda termometreler 40 dereceyi gösterirken, fırınların içi adeta bir sauna gibi. Bu yoğun ısıya rağmen, ustalarımız Hakan Yanar ve Turgay Çelik gibi isimler, mesleklerinin gerektirdiği titizlikle çalışmaya devam ediyor. Sabahın ilk ışıklarından akşama kadar süren mesailerinde, hamur yoğurmaktan, iç harcı hazırlamaya, fırına lahmacunları sürmekten pişirme aşamasını kontrol etmeye kadar her detayla birebir ilgileniyorlar. Pek çok insan bu havalarda serin yerlere kaçarken, onlar ocak başında ter akıtıyor.
Lahmacun ve pide ustası Hakan Yanar, 7-8 yaşından beri bu mesleğin içinde olduğunu belirtiyor. Çocukluğundan beri hayali olan ekmek ve lahmacun yapma isteğini gerçekleştirdiğini söylüyor. Sıcağa zamanla alıştığını dile getiren Yanar, mesleğini sevdiği için bu zorluklara katlandığını vurguluyor. “Bir işi sevmeden yapamazsınız, kaliteli de olmaz,” diyor. Özellikle pazar günleri işlerin yoğunlaştığı zamanlarda sıcakla mücadele etmenin daha da zorlaştığını ekliyor. Klima ve vantilatörlerin bile bazen yetersiz kaldığı durumlar olabiliyor. Buna rağmen, günde yaklaşık 800-900 lahmacun pişirdiklerini ve işlerini severek yapmaya devam ettiklerini belirtiyor.
Mesleğe Adanmışlık: Ekmeğimiz, Alıştık
Diğer bir usta olan Turgay Çelik de benzer duyguları paylaşıyor. 7-8 yaşından beri lahmacun ustalığı yaptığını, başka bir işi hiç düşünmediğini ifade ediyor. Çekirdekten yetiştiği bu meslekte, yaz aylarının daha zorlu geçtiğini kabul ediyor. Ancak, “Biz sıcak havaya alıştık,” diyor. Bu işin kendileri için bir ekmek kapısı olduğunu ve yaz, kış demeden aynı özenle ve kalitede çalışmaya gayret ettiklerini söylüyor. Dışarıda hava 40 derece olduğunda, ocak başında sıcaklığın 50-60 dereceye kadar çıktığını, ekmeğin 300 derece, lahmacunun ise 150-200 derece civarında piştiğini anlatıyor. Bu sıcaklığın ister istemez kendilerine de yansıdığını ancak işlerini sevdikleri için bu zorluklara katlandıklarını belirtiyor. Müşterilerin kendilerini tercih etmesinin ise en büyük mutluluk kaynağı olduğunu ekliyor.
Bu ustaların gösterdiği fedakarlık, Gaziantep mutfağının sadece lezzetiyle değil, aynı zamanda arkasındaki alın teriyle de ne kadar değerli olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Sıcaklara inat, lezzetten ödün vermeyen bu yürekli insanlar, şehrin kültürel mirasına önemli bir katkıda bulunuyor.



