Baba Mirası: 54 Yıllık Beyran Ustalığı

Gaziantep’te bir lezzet hikayesi tam 54 yıldır devam ediyor. İbrahim ve Ahmet Çadır kardeşler, babalarının 1972’de açtığı o meşhur lokantayı şimdi gururla işletiyor. Bu, sadece bir lokanta değil, bir baba yadigarı. Bu lezzet yolculuğunda baba mirası beyran ustası olarak yollarına devam eden Çadır kardeşlerin hikayesi, Gaziantep mutfağının kalbinde atıyor.

Ahmet Çadır 32, ağabeyi İbrahim Çadır ise 37 yaşında. Küçücük yaşlarından beri babaları Sakıp Çadır’ın, yani şehirde herkesin ‘Sakıp Usta’ diye bildiği ustalarının yanında çırak olarak büyümüşler. Gaziantep’in en mahir lokantacılarından biri olan babalarından mesleğin inceliklerini adım adım öğrenmişler. Kelle paça, beyran gibi yörenin tescilli lezzetlerinin sırlarını, kebapların en özel dokunuşlarını babalarıyla birlikte pişirmişler.
2019’da Sakıp Usta’nın vefatıyla birlikte, bu köklü lezzet mirası tamamen Çadır kardeşlere kaldı. Babalarından kalan bu kutsal emaneti yaşatmak için kolları sıvadılar. Lokantayı zamanla modern bir restorana dönüştürdüler. Ama o öz, o lezzet hep aynı kaldı. Şimdi, şehrin en bilindik lezzetlerinden beyran başta olmak üzere, kelle paça ve enfes kebap çeşitleriyle Gaziantep halkına hizmet veriyorlar. Azimleri ve çalışkanlıkları, onları çevrelerinden hep takdir toplattırıyor.
Baba Mesleğine Omuz Omuza Sahip Çıkıyorlar
Çadır kardeşler, babalarının mirasını sadece sürdürmekle kalmıyor, onu daha da ileriye taşıyorlar. Restoranı büyütmüşler. Hatta 24 saat açık tutarak, gece gündüz demeden misafirlerini ağırlıyorlar. Bu sayede 50 kişiye de istihdam sağlıyorlar. Gaziantep’in birbirinden lezzetli yemeklerini, unutulmaz kebaplarını sunarken, baba mesleğini yaşatmanın gururunu yaşıyorlar.
İbrahim Çadır, çocukluk yıllarından beri bu işin içinde olduğunu anlatıyor. “Sakıp ustanın büyük oğluyum. İşletmemize küçük yaşlardan beri gelip giderdik.” diyor. Kendisinin üniversite eğitimi için bir süre ara verdiğini ancak kardeşinin hiç ayrılmadığını belirtiyor. Gıda mühendisliği okumasının işletmeye değer kattığını düşünüyor. Babasının vefatından sonra bu işletmeyi ayakta tutmanın büyük bir sorumluluk olduğunu hissediyor. Bu sorumluluğu büyük bir bilinçle yerine getirdiklerini vurguluyor. Hatta babasının da dedesinin emaneti olan bu işletmeyi yaşattığını söylüyor. Dedesinin adının da Sakıp olduğunu öğreniyoruz. “İnşallah gelecek nesillere de bu güzel lezzetleri aktarabiliriz.” diye umut ediyor. Gaziantep’e gastronomi alanında hizmet vermekten duyduğu gururu dile getiriyor.
Babamızın Yolundan Gidiyoruz
Ahmet Çadır da mesleğe olan tutkusunu paylaşıyor. “Ustamızdan devraldığımız bayrağı bu alanda sürdürüyoruz.” diyor. Babasının vefatının kendileri için çok önemli bir dönüm noktası olduğunu söylüyor. Babasını sevenlerin hiçbir zaman kendilerini yalnız bırakmadığını belirtiyor. “Gaziantep’te köklü bir işletmeyiz.” diye ekliyor. 1972’den beri babalarının bu şehirde işletmecilik yaptığını hatırlatıyor. Sakıp Usta’nın Gaziantep gastronomisine ve şehre büyük katkıları olduğunu vurguluyor. UNESCO tarafından koruma altına alınan beyranın ve diğer yemeklerin hepsinde babasının büyük emekleri olduğunu söylüyor. Babasını rahmetle andığını belirtiyor.
Babalarının iyi bir usta, iyi bir aşçı olmasının kendilerini bu mesleğe daha da bağladığını anlatıyor. Babalarını çok sevdiklerini ve onun insanlara hizmet etmeyi ne kadar çok sevdiğini bildiklerini söylüyor. Bu yüzden babalarının yolundan gitmek için insanlara hizmet etmenin ve bu mesleği daha güzel yapmanın kendileri için bir borç olduğunu düşünüyorlar. Babalarından sonra günümüzün yeniliklerini de işletmelerine yansıttıklarını ifade ediyorlar.
Ahmet Çadır’ın çocukluk hayali hep lokantacı olmakmış. Bu yüzden hep babasının yanında vakit geçirmiş. Bu meslekte bir şeyler öğrenmek için sürekli çabalamış. Çıraklıktan itibaren babasının elinin altında çalıştığını anlatıyor. Sonra babasından öğrendiklerini burada uyguladıklarını belirtiyor. Ailecek babalarına çok düşkün oldukları için, babalarının yolundan gitmemek gibi bir seçeneklerinin olmadığını samimiyetle ifade ediyor. “Allah onun yolundan ayırmasın.” diyor. Babasının hizmeti, güzel yemek yapmayı ve insanları sevdiğini hatırlatıyor. “Biz de burada kendisini taklit ediyoruz.” diyerek sözlerini tamamlıyor.
Çadır kardeşlerin bu azmi ve babalarına duydukları saygı, Gaziantep’in o eşsiz lezzetlerinin nesilden nesile aktarılacağının en güzel kanıtı. Bu hikaye, sadece bir lokantanın değil, bir ailenin, bir geleneğin ve Gaziantep mutfağının yaşayan bir destanıdır.



