Gaziantep Saya Ustası Dünyaya Açıldı

Gaziantep’in sayacılık geleneğini yaşatan 54 yaşındaki usta Arif Eriş, 12 metrekarelik atölyesinden dünyanın dört bir yanına uzanan bir başarı öyküsüne imza attı. Henüz 9 yaşındayken başladığı mesleğinde yarım asra yaklaşan tecrübesiyle, el emeği göz nuru ürünlerini uluslararası pazarlara taşıyor. Eriş, teknoloji karşısında mesleğini yaşatma mücadelesini sürdürüyor. Saya ustası Arif Eriş, Gaziantep’in ayakkabı üretimindeki köklü geleneğini 12 metrekarelik atölyesinde yaşatıyor. Bu mütevazı mekândan, dünyanın dört bir yanına kaliteden ödün vermeden ürettiği saya modellerini ihraç ediyor. Mesleğine henüz 9 yaşındayken başlayan Eriş, yaklaşık 45 yıllık tecrübesiyle, teknolojinin hızla geliştiği günümüzde bile geleneksel yöntemlerden vazgeçmiyor. Kalitenin el emeğinde gizli olduğuna inanıyor. Eriş, tek başına çalıştığı atölyesinde günde ortalama 15 ila 20 çift ayakkabı sayası üretiyor. Bu özenle işlenen ürünler Kanada, ABD, Almanya, İsviçre ve Estonya gibi ülkelere ulaşarak alıcı buluyor.

El Emeğiyle Teknolojiyi Aştı
Geleneksel Yöntemlerle Küresel Başarı
Arif Eriş, endüstriyel üretimin yaygınlaşmasına rağmen kaliteden taviz vermeyen bir duruş sergiliyor. Geleneksel yöntemleri benimseyerek, ayakkabıların üst kısımlarının dikimi ve hazırlanması olan sayacılık zanaatını yaşatıyor. Teknolojiye direnen bu duruşu, onun uluslararası pazarda kendine yer bulmasını sağlamış. Kimsenin yardımını almadan, tamamen kendi emeğiyle ürettiği saya modelleri, dünya çapında talep görüyor. Kanada, ABD gibi uzak coğrafyalardan Almanya, İsviçre ve Estonya gibi Avrupa ülkelerine kadar uzanan bir ihracat ağı kurmayı başardı. Bu, küçük bir atölyenin bile doğru üretim anlayışıyla ne kadar büyük başarılara imza atabileceğinin canlı bir kanıtı. Eriş, bu başarısını sıkı çalışmaya ve işine duyduğu derin sevgiye bağlıyor.
Sağlıklı Ayakkabı İçin Deri Kalitesi
Saya ustası Eriş, yaptığı işin inceliklerini ve sayacılığın ayakkabı üretimindeki kritik rolünü vurguluyor. Dokuz yaşında başladığı bu meslekte, ayakkabı, terlik ve spor ayakkabıların vitrini olarak tanımladığı saya dikiminin önemini anlatıyor. Üretim sürecinde deri kalitesinin olmazsa olmaz olduğunu belirtiyor. İşlerinde ağırlıklı olarak birinci sınıf dana derisi kullandığını söylüyor. Dana derisinin ayak yapısına dayanıklı olması, terletme ve koku yapmaması gibi özellikleriyle küresel ölçekte en sağlıklı ve tercih edilen materyal olduğunu vurguluyor. Bu detaylı bilgi, onun sadece zanaatkar değil, aynı zamanda bilinçli bir üretici olduğunu da gösteriyor. Kullanıcıların sağlığını ön planda tutması, ürünlerinin neden uluslararası pazarda kabul gördüğünün de bir göstergesi. Eriş, seçtiği malzemenin kalitesiyle doğrudan ürünlerinin dayanıklılığını ve konforunu artırdığını biliyor. Bu da onun işine olan titizliğinin bir başka yönünü ortaya koyuyor.
Gençler Neden Meslek Sahibi Olmuyor?
Sektörün en büyük sorunlarından biri olan çıraklık ve istihdam konusunda da endişelerini dile getiriyor. Gençlerin bu zanaata yeterince ilgi göstermemesinden yakınıyor. Bu nedenle yalnız çalışmak zorunda kaldığını belirtiyor. Ancak bu olumsuzluğa rağmen pes etmiyor. Kendi küçük dünyasında ürettiği el emeği ürünleri, okyanus ötesine ve Avrupa’ya göndererek mesleğini yaşatmaya kararlı. Bu durum, ustaların birikimlerinin geleceğe aktarılmasındaki zorlukları gözler önüne seriyor. Eriş, işini büyük bir sevgi ve vefa duygusuyla icra ettiğini ifade ediyor. Farklı parçaları bir araya getirerek kusursuz bir ürün ortaya çıkarmanın kendisine büyük bir mutluluk verdiğini belirtiyor. Her bir çifti, sanki kendisi giyecekmiş gibi büyük bir özenle işlediğini söylüyor. Bu titizlik ve sevgi dolu yaklaşım, onun ürünlerinin kalitesini doğrudan etkiliyor. Mesleğinin yavaş yavaş yok olmaya yüz tuttuğunu gören ustalar, ömürleri yettiğince bu geleneği yaşatmaya çalışıyorlar. Arif Eriş de bu son temsilcilerden biri olarak, zanaatını gururla sürdürüyor.



