Gaziantep Haberleri

Antep’in Yaraları: İki Trajedi

Canım Antep’imizin aklından hiç çıkmayan iki büyük acısı var. Biri yakın zamanda hepimizi derinden sarsan o büyük deprem, diğeri ise milli mücadele yıllarındaki o destansı savunmanın getirdiği yokluklar ve kayıplar. Bu iki olay, şehrin hafızasına kazınmış, adeta birer yara izi gibi duruyor. Bu yaralar, hem mimarimize hem de insanımızın kalbine dokundu. Antep, tarih boyunca zorluklarla yoğrulmuş bir şehir. Ama her defasında küllerinden yeniden doğmayı başardı. Antep trajedileri ile ilgili detaylar belli oldu.

Antep'in Yaraları: İki Trajedi

Asrın Felaketi Yıkımı

Şubat ayının o soğuk sabahında hepimiz ekranlara kilitlendik. Kahramanmaraş merkezli deprem, Gaziantep’i de adeta yerle bir etti. Nurdağı ve İslahiye ilçelerimiz o kadar büyük zarar gördü ki, sanki haritadan silindiler. Binlerce canımız o enkazların altında kaldı. Geriye kalanlar için ise tarifsiz bir acı ve boşluk vardı.

Kent merkezinde de durum farklı değildi. Yüzyılların tanığı Gaziantep Kalesi’nin duvarları çatladı. Asırlık Antep evleri, tarihi camiler yıkıldı. İbrahimli gibi modern semtlerde bile binalar saniyeler içinde devrildi. Yüzlerce insan evlerinde, sokaklarında hayatını kaybetti. Bu felaket, sadece binaları değil, insanların güven duygusunu da yıktı. Sokaklar bomboş kaldı. On binlerce insan evsiz kaldı. Bu durumun yaralarını sarmak yıllar sürecek.

Milli Mücadele’nin Acı Günleri

Şimdi biraz daha eskilere, Antep’in ‘Gazi’ olduğu günlere gidelim. O destansı savunma var ya, işte o savunma halk için çok acı bir döneme denk geldi. 1919’dan 1921’e kadar süren Fransız işgali, Antep halkı için bir kabustu. O küçük Mehmet Kâmil’in şehit edilmesi, zulmün bir simgesiydi. İşgalciler, masum insanlara, çocuklara acımadı. Yüzlerce çocuk, o direniş sırasında hayatını kaybetti.

Yaklaşık on ay boyunca dış dünyadan tamamen kopuk kaldık. Şehrin içine Fransızlar ablukayı kurmuştu. Yiyecek bir şey kalmadı. Halk açlıkla mücadele etti. Ağaç kabuklarını, hayvan derilerini kaynattık. Zor şartlara rağmen direndik. Kimseye boyun eğmedik. Ama bu direnişin bir bedeli vardı. Savunma hattı kırılana kadar büyük bir insani dram yaşandı. Nüfusun çoğu kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşuyordu. Tam 6 bin 317 evladımızı kaybettik. Bu rakam, dünya savaş tarihinin en yüksek sivil kayıp oranlarından biri.

Tekrar Dirişin Simgesi

Bu iki büyük trajedi, Gaziantep’in ruhuna işledi. Ancak Antep insanı asla pes etmeyi bilmez. Depremde yaralarımızı sardık, milli mücadelede olduğu gibi yine birbirimize kenetlendik. Gelecek güzel günlere olan inancımız tam. Bu zorluklar bizi daha da güçlendirdi. Antep, her zaman olduğu gibi, bu acıların da üstesinden gelecektir.

İlgili Haberler

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu