Babacanlar’dan 2.5 Milyar TL Vurgun

Gaziantep’in tanınmış iş insanları Babacan kardeşlerin adı, akıl almaz bir vurgunla gündeme geldi. Bu büyük operasyonun merkezinde, 2.5 milyar TL gibi dudak uçuklatan bir meblağ yer alıyor. Mehmet ve İbrahim Halil Babacan kardeşlerin, kurdukları bir çeteyle birlikte usulsüz yollarla vatandaşlık dağıttığı iddia ediliyor. Olayın duyulmasıyla birlikte Gaziantep’ten İstanbul’a, oradan da 16 farklı ilde geniş çaplı bir operasyon başlatıldı. Tam 90 şüpheli hakkında gözaltı kararı çıkarken, İstanbul merkezli operasyonlarda 72 kişi yakalandı. Babacan kardeşler ise, adeta filmlerdeki gibi, lüks yatlarında gözaltına alındılar. Bu durum, Gaziantep kamuoyunda büyük şaşkınlık ve üzüntü yarattı. Babacanlar vurgun gundemine dair onemli bilgiler paylasıldı.

Gaziantep’ten İstanbul’a Uzanan Yol ve Usulsüz Vatandaşlık İddiaları
Yıllarca Gaziantep’te telekomünikasyon ve iletişim sektöründe başarılı işlere imza atan Babacan kardeşler, bir süre sonra rotayı İstanbul’a çevirmişlerdi. Burada müteahhitlik alanına adım atan kardeşler, hızla büyüyerek Babacan Grup Yatırım, Babacan Gayrimenkul ve B Grup Yapı Sanayi gibi şirketleri bünyelerine kattılar. Ancak bu büyüme, iddialara göre, yasa dışı faaliyetlerle desteklenmiş. Soruşturma belgelerine göre, Mehmet ve İbrahim Halil Babacan, kurdukları suç örgütünün en tepesinde yer alıyorlardı. Bu örgütün ana faaliyeti ise, yabancı uyruklu kişilere Türk vatandaşlığı satmaktı. MASAK’ın detaylı incelemeleri sonucunda ortaya çıkan tablo oldukça çarpıcı. Vatandaşlık almak isteyen yabancılardan, kişi başına ortalama 50 bin dolar gibi ciddi paralar alındığı belirlendi. Bu yöntemle tam 687 yabancıya Türk vatandaşlığı verildiği iddia ediliyor. Bu durum, devletin en hassas konularından biri olan vatandaşlık hukukun suiistimal edilmesi anlamına geliyor.
Soruşturmada dikkat çeken bir diğer nokta ise, Türkiye’ye girmesi gereken yaklaşık 2.5 milyar liralık yatırımın aslında ülkeye hiç girmediği. Bunun yerine sahte para hareketleri oluşturularak büyük bir karmaşa yaratıldığı tespit edildi. Vatandaşlık verilen yabancıların büyük çoğunluğunun ise İran, Irak, Suriye, Yemen ve Afganistan gibi ülkelerden olduğu belirtildi. İşlemlerin bireysel değil, genellikle aileler halinde yapıldığı da ortaya çıktı. Bazı ailelerden tam 8 ila 10 kişinin toplu olarak Türk vatandaşlığı aldığı bilgisi de dosyadaki yerini aldı. Bu durum, vatandaşlık dağıtımında ne kadar kontrolsüz bir süreç yaşandığını gözler önüne seriyor. Skandalın bir diğer boyutu ise, EKPA Turizm İnşaat’ın sahibi Sezgin Köysüren gibi başka iş insanlarının da bu gözaltı kararları listesinde yer alması.
Devletten Hızlı Müdahale ve Vatandaşlık İptal Süreci
Devlet, bu büyük vurguna karşı kayıtsız kalmadı. Operasyon kapsamında, tam 7 şirkete el konularak kayyum atandı. Ayrıca, Bodrum’daki bir otel, 15 motorlu araç, bir yat ve 10 banka hesabı da dahil olmak üzere toplam 1.045 gayrimenkule el konulması kararlaştırıldı. Adalet Bakanı Gürlek, operasyonu yürüten savcılık ve emniyet birimlerini tebrik ederek, devletin bu tür usulsüzlüklere karşı kararlılıkla mücadele edeceğini vurguladı. “Devletimizi zarara uğratan, vatandaşlık hukukunu istismar eden ve haksız kazanç sağlayan yapılara karşı hukukun bütün imkânları kararlılıkla kullanılacaktır.” sözleri, devletin bu konudaki ciddiyetini ortaya koyuyor. Bu gelişmelerin ardından, usulsüz yollarla Türk vatandaşlığı elde ettiği tespit edilen 687 kişinin vatandaşlığının iptali için de yasal süreç resmen başlatıldı. Bu iptal süreciyle birlikte, vatandaşlık hukuku yeniden gündeme oturdu. İptal edilen vatandaşlıkların hangi ülkelere ait olduğu da detaylı bir şekilde listelendi. İran, Irak, Suudi Arabistan ve Yemen başı çekerken, Afganistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, İsrail, Ürdün gibi pek çok ülkeden kişilerin vatandaşlığının iptal edileceği öğrenildi. Bu durum, geçmiş yıllarda da sıkça gündeme gelen ‘parayı verene vatandaşlık’ uygulamalarındaki usulsüzlük iddialarını da yeniden alevlendirdi.
Gaziantep’in sevilen simalarından olan Babacan kardeşlerin böylesine büyük bir skandala karışması, şehirde derin bir üzüntüye neden oldu. Bir zamanlar şehrin gelişimine katkı sağlayan bu isimlerin, şimdi kara para aklama ve usulsüz vatandaşlık dağıtma gibi suçlamalarla anılması, kamuoyunda büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Bu operasyon, Türkiye’de vatandaşlık verilişindeki denetimin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Devletin kararlı duruşuyla, hukukun üstünlüğü bir kez daha tecelli edecek gibi görünüyor. Vatandaşlık iptal süreci tamamlandığında, usulsüz yollarla elde edilen tüm hakların geri alınması hedefleniyor. Bu durum, Türkiye’nin uluslararası arenadaki itibarını da korumak adına atılmış önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Gaziantep’ten çıkan bu büyük skandalın yankıları uzun süre daha konuşulacak gibi duruyor.



