Gaziantep’te Kadın Cinayetleri: Yürek Yakan Gerçekler

Gaziantep’te kadın cinayetleri yine yürekleri dağladı. Temmuz ayında kayıtlara geçen 3 kadın cinayeti, kentin acı tablosunu gözler önüne serdi. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun raporları, bu vahim tabloyu daha da netleştiriyor. Yılın ilk yarısında Türkiye genelinde 150 kadın erkekler tarafından öldürülürken, 151 kadın da şüpheli şekilde hayatını kaybetti. Bu sayılar, Gaziantep özelindeki gelişmelerin neden bu kadar önemli olduğunu açıkça gösteriyor. Gaziantep Kadın Cinayetleri ile ilgili detaylar belli oldu.

Şehitkamil’de İki Acı Vaka
Gaziantep’teki trajedilerden ilki Şehitkamil ilçesine bağlı Kayaönü Mahallesi’nde yaşandı. Cezaevinden izinli çıkan Eyüp Atar, iki yıl önce boşandığı eski eşi Gülseren Doğu’yu bıçaklayarak hayattan kopardı. Olayın ardından failin intihar etmesi, olayın vahametini daha da artırdı. Kadının kendi evinde, hatta eski eşi tarafından öldürülmesi, şiddetin en yakınımızdan gelebileceği gerçeğini bir kez daha hatırlattı.
Aynı mahallede, Kayaönü’nde bir başka trajedi daha yaşandı. 83 yaşındaki Halil Gevrek, 72 yaşındaki eşi Hatice Gevrek’i evlerinde çıkan bir tartışma sonrası av tüfeğiyle vurarak öldürdü. Yaşlı çift arasındaki bu sonun, aile içi şiddetin korkunç boyutlarını gözler önüne sermesi, toplum olarak daha fazla ne yapmamız gerektiğini sorgulatıyor. Kadınların en güvende hissetmeleri gereken yuvalarının, aynı zamanda en büyük tehdit alanlarından biri haline gelmesi düşündürücü.
Şahinbey’de Boşanma Aşamasındaki Eş Cinayeti
Kentteki üçüncü kadın cinayeti ise Şahinbey ilçesinde meydana geldi. 25 yaşındaki Bilge B., boşanma aşamasında olduğu eşi tarafından tabancayla vuruldu. Ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayan genç kadın, hayata tutunamadı. Bu vaka, boşanma süreçlerinin ne kadar hassas yürütülmesi gerektiğini ve bu süreçlerde kadınların şiddete karşı ne denli savunmasız kalabildiğini bir kez daha ortaya koydu.
Platformun raporlarındaki genel eğilimler de bu vahim tabloyu destekliyor. Kadın cinayetlerinin büyük bir kısmının kadınların kendi yaşam alanlarında gerçekleşmesi ve faillerin genellikle tanıdık, yakın çevrelerinden olması dikkat çekici. Kadınların yüzde 52’sinin kendi evlerinde öldürülmesi, aile içi şiddetin ne kadar yaygın ve tehlikeli olduğunun bir kanıtı. Ayrıca, öldürülen kadınların yüzde 44’ünün evli oldukları erkekler tarafından hunharca katledilmesi, aile kurumunun içinde yaşanan şiddet riskinin boyutunu ürkütücü bir şekilde ortaya koyuyor.
6284 Sayılı Kanun ve Etkin Uygulama Vurgusu
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, bu tür trajedilerin önlenmesi için 6284 sayılı Kanun’un etkin bir şekilde uygulanması gerektiğini defalarca vurguluyor. Koruma kararlarının takibinin yapılması ve şüpheli kadın ölümlerinin titizlikle soruşturulması çağrıları, yetkililere bir kez daha iletiliyor. Gaziantep’te temmuz ayında yaşanan bu üç acı olay, kentte kadına yönelik şiddetle mücadele mekanizmalarının ne denli acil ve etkin olması gerektiğini bir kez daha gündeme taşıdı.
Sorun, sadece Gaziantep’e özgü değil. Türkiye genelinde 2026’nın ilk yarısında kaydedilen 150 kadın cinayeti ve 151 şüpheli kadın ölümü, kadına yönelik şiddetin ne denli yaygın ve sistematik bir sorun olduğunu gösteriyor. Bu veriler, toplum olarak hepimizin üzerine düşen sorumluluğu hatırlatıyor. Kadınların yaşam haklarının güvence altına alınması, sadece yasal düzenlemelerle değil, aynı zamanda toplumsal farkındalığın artması ve şiddete karşı sıfır tolerans ilkesinin benimsenmesiyle mümkün olacak.
Gaziantep’te yaşanan bu üç kadın cinayeti, bir kez daha gösterdi ki, konuşmak yetmiyor. Somut adımlar atmak, koruyucu önlemleri daha etkin hale getirmek ve en önemlisi, kadınların şiddete maruz kalmayacağı bir toplum inşa etmek hepimizin ortak görevidir. Bu acıların bir daha yaşanmaması için, mücadele kesintisiz sürmeli.



