Gaziantep Gündem Haberleri

Gaziantep Yapı Envanteri: 27 Yılda Ne Öğrendik?

17 Ağustos 1999’da yaşanan büyük Marmara Depremi’nin üzerinden tam 27 yıl geçti. Bu acı yıl dönümünde, İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Gaziantep Şube Başkanı Mehmet Bulut, şehrimiz ve ülkemiz için kritik bir uyarıda bulundu: Gaziantep’in yapı envanteri çıkarılmalı. Bulut, Türkiye’nin deprem gerçeğinden ders çıkarmadığını ve hala aynı hataları tekrar ettiğini vurguladı. Bu durum, hepimizi düşündürmeli. Gaziantep yapı envanteri konusunda yeni gelismeler yasaniyor.

Gaziantep Yapı Envanteri: 27 Yılda Ne Öğrendik?

Bulut, Marmara Depremi’nin sadece büyük bir felaket olmadığını, aynı zamanda Türkiye’nin depremle yüzleştiği bir dönüm noktası olduğunu hatırlattı. Ancak aradan geçen 27 yıla rağmen, bu yüzleşmenin tam anlamıyla gerçekleşmediğini söyledi. Farklı şehirlerde yaşanan depremler, yapı stokumuzun ne kadar kırılgan olduğunu defalarca gözler önüne serdi. 2003’teki Bingöl, 2011’deki Van, 2020’deki Elazığ ve İzmir depremleri, son olarak da 6 Şubat’taki Kahramanmaraş merkezli depremler, hep aynı acı gerçeği tekrar etti: Vaktiyle yapılması gerekenler yapılmadı.

Yapı Envanteri: Bilinmeyen Tehlike

Mehmet Bulut’a göre, deprem riskleriyle ilgili tartışmalar artık daha somut bir zemine oturmalı. Türkiye’nin deprem tehlikesini bildiğini, ancak hangi binaların ne kadar riskli olduğuna dair yeterli ve detaylı bilgiye sahip olmadığını belirtti. Bulut, çarpıcı bir soru sordu: “Bugün artık soru depremin nerede, ne büyüklükte ve ne zaman olacağı değil. Asıl yanıtlanması gereken soru şudur: Ülkemizde yapıların birçoğunun riskli olduğunu, büyük bir depremde yapı stokumuzun ağır darbe alacağını biliyoruz ama bu yapıların hangileri olduğunu biliyor muyuz? Ne yazık ki 27 yılın sonunda bu soruya hâlâ yeterli bir yanıt veremiyoruz.” Bu sözler, Gaziantep özelinde de ne kadar ciddi bir durumla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın verilerine göre, Türkiye genelinde yaklaşık 36 milyon bağımsız bölüm bulunuyor. Bunların yaklaşık 6 milyonu risk altında. Ve en kötüsü, 2 milyon bağımsız bölümün acilen dönüştürülmesi gerekiyor. Ancak bu rakamlar sadece bir tahminden ibaret. Riskin nerede olduğunu tam olarak bilmemek, en büyük tehlikelerden biri.

Dönüşüm Hızı Yetersiz mi?

Bulut, Kentsel Dönüşüm Başkanlığı’nın faaliyet raporlarına da dikkat çekti. 2012’den 2025’e kadar geçen 13 yılda, yaklaşık 1 milyon bağımsız bölümün yıkımı gerçekleşmiş. Bu rakam ilk bakışta büyük gibi görünse de, toplamda 6 milyon riskli bağımsız bölüm olduğu düşünülürse, kat edilen mesafenin oldukça düşük olduğu anlaşılıyor. Her yıl binlerce riskli yapı tespit ediliyor ancak yıkım hızı, bu sorunu çözmek için yeterli değil.

Bu durum, Gaziantep’teki mevcut yapı stokunu da yakından ilgilendiriyor. Şehrimizde de yıllar içinde inşa edilmiş, yaşı ilerlemiş ve olası bir depremde risk oluşturabilecek binalar mevcut. Bu binaların tespiti ve dönüşümü için daha acil adımlar atılmalı.

Yaş Değil, Yapısal Güvenlik Önemli

Bir binanın güvenliği sadece yapım yılıyla belirlenemez. Bulut, yapıların geçmişinin de en az yaşı kadar önemli olduğunu vurguluyor. Bina hangi yönetmeliğe göre yapılmış? Kolonlara, kirişlere müdahale edilmiş mi? Kaçak katlar var mı? Kullanım amacı değiştirilmiş mi? Bu soruların cevapları, bir binanın ne kadar güvenli olduğunu gösteriyor. Bu nedenle, binaların kullanım süresince düzenli olarak teknik denetimden geçirilmesi şart.

Ayrıca, yeni yapılan binaların da geleceğin riskli yapılarına dönüşmemesi gerekiyor. 6 Şubat depremlerinde, yeni olduğu halde yıkılan bazı binalar, yapı üretim sürecindeki sorunları acı bir şekilde ortaya koydu. Doğru zemin etüdü, kaliteli malzeme, etkin denetim ve mühendislik süreci, güvenli yapı üretiminin olmazsa olmazları.

Çözüm Önerileri ve Acil Çağrı

İMO Gaziantep Şube Başkanı Mehmet Bulut, çözüm önerilerini de sıraladı. Öncelikle, Türkiye’nin tüm yapı stokunu kapsayan, güncel, bilimsel ve şeffaf bir yapı envanteri oluşturulmalı. Bu envanter kamuya açık olmalı. Riskli yapıların durumunu sürekli izleyecek bir sistem kurulmalı. Müdahale süreçleri, risk büyüklüğüne göre önceliklendirilmeli. Özellikle dar gelirli vatandaşları koruyacak kamu kaynakları artırılmalı. Kentsel dönüşüm, rant odaklı değil, risk odaklı olmalı. Yeni binalarda mühendislik hizmetleri eksiksiz verilmeli ve meslek odalarıyla iş birliği güçlendirilmeli.

Bulut’un çağrısı net: “Daha fazla beklemek istemiyoruz.” 17 Ağustos 1999’dan bu yana geçen 27 yıl, Türkiye’nin deprem gerçeğini anlaması için fazlasıyla yeterli bir süre. Bilim insanları, mühendisler, meslek odaları yıllardır uyarıyor. Her büyük deprem, aynı sorunları yeniden gündeme getiriyor. Mehmet Bulut’un da altını çizdiği gibi, yaşamını yitirenleri anmanın en anlamlı yolu, aynı acıların tekrar yaşanmaması için vakit kaybetmeden harekete geçmek. Gaziantep olarak bizler de bu çağrıya kulak vermeli, yapı stokumuzun güvenliği için somut adımlar atmalıyız.

İlgili Haberler

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu