Gaziantep Kendircilik: Kendir Ustası – 67 Yıldır Mesleğin…

Gaziantep’in Şahinbey ilçesinde, zamanın tozlu raflarında unutulmaya yüz tutmuş bir mesleğin son ışığı yanıyor. 76 yaşındaki Mehmet Ali Macık, 67 yıldır büyük bir tutkuyla sürdürdüğü kendircilik mesleğiyle, adeta yaşayan bir tarih. Babasından miras aldığı bu zanaatı, bir mağaranın serin ve nemli havasında, teknolojiye inat sürdürmeye devam ediyor. Macık’ın ellerinde şekillenen kendir ipleri, şehrin sokaklarında hala bir iz bırakıyor. Gaziantep kendircilik ile ilgili detaylar belli oldu.

Gaziantep’in tarihi dokusunda, unutulmaya yüz tutmuş mesleklerin izini sürerken, karşımıza 76 yaşındaki Mehmet Ali Macık çıkıyor. Kendircilik mesleğinin son ustalarından biri olan Macık, tam 67 yıldır bu işi aşkla yapıyor. Babasından öğrendiği bu kadim zanaatı, modern dünyanın hızına karşı durarak yaşatmaya çalışıyor. Şahinbey ilçesinde, nemli ve loş bir mağarada, el emeği göz nuruyla kendir ipleri üretiyor. Bu mağara, onun atölyesi, onun sığınağı. Zorlu şartlara rağmen, her bir ipi özenle hazırlıyor.
Mesleğin Son Temsilcisi: Bir Ömür Kendir İpi
Mehmet Ali Macık, bu mesleğe çocuk yaşta başladığını anlatıyor. O gün bugündür, 76 yaşına gelmiş olmasına rağmen, kendircilik tutkusundan vazgeçmemiş. “Ben kendircilik mesleğini 67 yıldır yapıyorum. Çocukken başladım. Şu an 76 yaşındayım. Mesleğimi hala severek devam ettirmekteyim,” diyor gülümseyerek. Bu iplerin kullanım alanının oldukça geniş olduğunu vurguluyor. Tütün ipinden tutun da, köşker ipine, hamal ipine kadar pek çok alanda kullanılıyor bu doğal ipler. Ayrıca, hayvanların bağlanması için de dayanıklı kendir ipleri üretiyor. Mağarayı tercih etmesinin özel bir sebebi var: Nemli ortam, ipliğin daha düzgün ve kaliteli olmasını sağlıyor. Bu ince detayı bilen ustalar, en iyi sonucu almak için doğal şartlardan faydalanıyorlar.
Teknolojiye Direnen Usta: Gelecek Nesillere Miras
Macık, kendircilik mesleğinin son ustası olduğunu kabullenmekte zorlanıyor. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte, makineleşmenin bu mesleği hızla yok ettiğini söylüyor. “Mesleğin son ustasıyım. Bu mesleği benden başka yapan kalmadı,” diye üzülüyor. Gelecek nesillere bu mirası aktarmak istiyor ama öğrenmek isteyen kimsenin olmadığını belirtiyor. 30 kilogram iplik üretimi için harcadığı emeği, makinelerin sadece birkaç saatte binlerce kilogram üretebildiğiyle kıyaslıyor. Bu durumun, insanların makineleşmeye yönelmesinin temel sebebi olduğunu anlıyor. Ancak o, teknolojiye meydan okuyarak, kendi isteğiyle, bu asırlık geleneği yaşatmaya devam ediyor. Bu sadece bir iş değil, aynı zamanda bir kültür mirası. El emeğiyle üretilen her ip, yüzlerce yıllık bir hikaye taşıyor. Bu hikayenin sessiz sedasız sona ermesini istemiyor.
Üretimini tamamladığı ipleri ise Gaziantep’in tarihi çarşılarında satıyor. Özellikle Almacı Pazarı’ndaki esnaflarla çalışıyor. Bu esnaflar aracılığıyla, ürettiği ipler Türkiye’nin dört bir yanına ulaşıyor. Şehir şehir dolaşan bu doğal ipler, belki de farkında olmadan pek çok evin ihtiyacını karşılıyor. Bir filede, bir hamakta, bir balık ağında veya bir eşyanın bağlanmasında kullanılan kendir ipi, Macık’ın emeğinin bir ürünü. Bu durum, yerel zanaatların hala ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Ancak bu zanaatların devamlılığı, yeni ustaların yetişmesiyle mümkün. Mehmet Ali Macık’ın çabası, bu umudun canlı tutulması için büyük bir örnek teşkil ediyor.



