Tuzcu Bekir: Yarım Asırlık Tuzculuk Geleneği

Gaziantep’in Oğuzeli ilçesinde, 84 yaşındaki Bekir İslamcan amcanın değirmeninde, yarım asrı devirmiş bir tuzculuk geleneği hala yaşam buluyor. Bekir amca, günlerdir süren gayretiyle hem ailesinin geçimini sağlıyor hem de unutulmaya yüz tutmuş bu mesleği yaşatıyor. tuzcu bekir konusunda yeni gelismeler yasaniyor.

Oğuzeli’nde bu işi yapan tek kişi olmanın gururunu taşıyan Bekir amca, Türkiye’nin dört bir yanından özenle seçtiği tuzları önce titizlikle yıkıyor, sonra da dinlendiriyor. Ardından, dede yadigarı değirmeninde, eski usullere göre öğüterek sofralara ulaşacak hale getiriyor. Her sabah erkenden kalkıp, evinin altındaki atölyesinin yolunu tutan Bekir amca, tecrübesiyle hemşehrilerinin tuz ihtiyacını karşılıyor. Bu sayede, kaybolmaya yüz tutmuş bir geleneği de geleceğe taşıyor.
Rakipsiz Tuzcu: Bekir Amcanın Hikayesi
Tuzculuk mesleğine nasıl başladığını anlatan Bekir amca, bir arkadaşının teşvikiyle bu yola girdiğini söylüyor. İlk başta sadece bir deneme olduğunu, ancak zamanla bu işin kendisine vatan borcu gibi geldiğini belirtiyor. Oğuzeli’nde kendisinden başka tuz işiyle uğraşan kimse kalmadığını vurguluyor. Bir zamanlar birçok kişinin bu işe heveslendiğini, ancak zorluğu ve getirisi arasında gidip gelirken birçoğunun pes ettiğini anlatıyor. Bekir amca ise kanaatkar yapısıyla, Allah’a şükrederek bu mesleği sürdürmeye devam etmiş.
“Gaziantep’in Oğuzeli ilçesinde yaşıyorum,” diyor Bekir amca, gözlerindeki yılların tecrübesiyle. “En az 70 yıllık tuzculuk geçmişim var. Oğuzeli’nde başka tuzcu yoktu. Bir arkadaşımın vasıtasıyla bu tuz değirmenini aldık ve tuzculuğa başladık. Baktık ki memlekete faydamız oluyor, bu işe devam ettik. Daha sonra karşıma çok sayıda rakip çıktı. Gelip baktılar, bir araba tuz geliyor ama bir ayda, iki ayda bitmiyor. ‘Bunun hepsi kar olsa ne olur’ diyerek rakip çıkanlar da bu işi bıraktı. Biz de kanaat ettik, Allah’a şükür devam ettik.”
Sofraların Temiz Sırrı: Tuzculukta Kalite
Bekir amcanın en büyük hassasiyeti, getirdiği tuzun kalitesi ve temizliği. Türkiye’nin her köşesinden, özellikle de Konya ve Çankırı gibi tuz kaynakları zengin bölgelerden en temiz ve yemeklik tuzları bulup getirttiğini söylüyor. Sanayi ürünü olarak geçse de, vatandaşların sofralarına en saf haliyle ulaşması için özel özen gösteriyor. Meyve ve sebzelerin kurutulmasından, sanayideki birçok alana kadar tuzun kullanıldığı yerlerin çeşitliliğini biliyor.
“Türkiye’nin neresinde temiz tuz varsa onu takip ettim,” diye anlatıyor Bekir amca. “Hep temiz, yıkanmış tuzları araştırdım. Konya’dan, Çankırı’dan ve Türkiye’nin farklı bölgelerinden temiz, yemeklik tuzlar getirmeye başladım. Tuzlar sanayi ürünü olarak geçiyor ama vatandaşlarımız da tüketiyor. Sanayide, meyve ve sebzelerde de kullanılıyor. Bu nedenle mümkün mertebe en temiz tuzu getiriyor ve temiz şekilde muhafaza ediyoruz.”
Tuzun Yolculuğu: Yıkama, Dinlenme, Öğütme
Sofralara gelen tuzun aslında zahmetli bir yolculuktan geçtiğini Bekir amca detaylıca anlatıyor. Tuzun önce birden fazla yıkama aşamasından geçtiğini belirtiyor. İlk yıkamada zayiat az olsa da, iki ya da üç yıkamada tuzun çok daha temiz hale geldiğini ifade ediyor. Yıkama işlemlerinin ardından tuzun dinlendirildiğini, sonra da değirmeninde öğütülerek kullanıma hazır hale getirildiğini sözlerine ekliyor. Vatandaşın ihtiyacına göre, 20-30 kilogramlık paketler halinde satışa sunduğunu da belirtiyor.
“Şimdi tuz, bazı aşamalardan geçiyor,” diyor Bekir amca. “Birinci, ikinci ve üçüncü yıkama aşamaları var. Bir sefer yıkandığında zayiat daha az oluyor. İki veya üç sefer yıkandığında ise zayiat biraz daha fazla oluyor ama tuz daha temiz hale geliyor. Yıkandıktan sonra dinlendiriyoruz. Daha sonra değirmende öğüterek kullanıma hazır hale getiriyoruz. Vatandaşın ihtiyacı ne kadarsa ona göre, 20-30 kilogramlık miktarlarda hazırlıyoruz.”
Vicdanlı Meslek: Ben Yemediğimi Yedirmem
Bekir amcanın meslek ahlakının temelinde, kendi yemediği hiçbir şeyi başkasına yedirmeme prensibi yatıyor. Peygamber Efendimizin hadis-i şerifiyle bu ilkeyi pekiştiren Bekir amca, tamamen vicdanına göre hareket ettiğini vurguluyor. Kendi ailesi için hazırladığı tuzun aynısını müşterilerine de sunduğunu gururla ifade ediyor. Bu yaklaşımı, onu Oğuzeli halkı için güvenilir bir isim haline getirmiş.
“Hadis-i Şerif’te, ‘Nefsinize layık gördüğünüzü herkese layık görün, nefsinize layık görmediğinizi kimseye layık görmeyin’ deniliyor,” diye açıklıyor Bekir amca. “Ben kendi yemeğime atmayacağım bir tuzu vatandaşıma yedirmem. Kendim yiyeceksem vatandaş için de uygundur derim. Ama ben yemezsem başkasına da yedirmem.”
Geleceğe Miras: Oğlunun Devralması Dileği
Tuzculuk mesleğinin ağır bir iş olması ve bu nedenle çırak yetişmemesi Bekir amcanın en büyük endişelerinden biri. Kendi oğlunun bu mesleği devam ettirmesini yürekten arzuluyor. Belki nasip olur, ileride oğlunun da bu kadim geleneği yaşatacağını umut ediyor. Ancak şu an için mesleği kendisi ayakta tutuyor.
“Tuz ağır bir yük olduğu ve taşıması zor olduğu için çırak yetişmiyor,” diyor Bekir amca. “Benim bir oğlum var. Şu an mesleğe ben devam ediyorum. Belki nasip olur, yapmak isterse o da bu mesleği devam ettirir.”
Sadık Sağırekmekçi gibi müşteriler de Bekir amcayı tercih etmenin nedenini açıkça dile getiriyorlar. “Buraya tuz almaya geldim,” diyor Sağırekmekçi. “Yıllardır kendisini tanıdığımız için ve kalitesini bildiğimiz için devamlı burayı tercih ediyoruz. Marketten almak yerine Bekir amcadan almak bize daha güven veriyor.”



