Zeugma’da Miras Vurgusu: Antep’in Kadim Sanatları İz Peşinde

Gaziantep’in kadim sanatları, GastroAntep Kültür Yolu Festivali’yle Zeugma Mozaik Müzesi’nde yeniden canlandı. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın düzenlediği bu dev organizasyon, şehrin dokusunu oluşturan geleneksel değerleri gözler önüne serdi. Ancak bu kez durum farklıydı; sadece sergilenen eserler değil, o eserleri yaratan ustaların izinde bir yolculuk yapıldı. Bir nevi ‘yaşayan miras’ın peşine düşüldü. Gaziantep miras sanat ile ilgili detaylar belli oldu.

Usta Eller Zeugma’da Buluştu
Müzenin atmosferi, mozaiklerin ihtişamıyla harmanlanan geleneksel Türk el sanatlarının kokusuyla doluydu. Yemenicilikten bakırcılığa, kutnu kumaşından Antep işine kadar birçok zanaat, ustalarının ellerinden çıkmış haliyle sergilendi. Bu eserler, sadece geçmişin birer yansıması değil, aynı zamanda Gaziantep’in kültürel belleğinin somut kanıtlarıydı. Hüsn-i hat, tezhip, minyatür gibi ince sanatların örnekleri de ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Bu sergiler, kentin sadece geçmişiyle değil, yaşayan sanatıyla da ne kadar zengin olduğunu gösteriyordu. Katılımcılar, bu topraklara özgü üretim tekniklerini ve el sanatlarındaki derin birikimi yakından tanıma fırsatı buldular. Bu, gerçekten de ‘yaşayan miras’ tanımının hakkını veren bir buluşmaydı.
Atölyelerde Kaybolan Zanaatlar Yeniden Keşfedildi
Festivalin en dikkat çekici yönlerinden biri, geleneksel sanat atölyelerinin Zeugma’da hayat bulmasıydı. Feray Terlemez’in Kutnu Dokuma Atölyesi, ‘saray kumaşı’ olarak bilinen kutnunun inceliklerini katılımcılara öğretti. Kumaşın dokunuşunu hissetmek, onun hikayesini dinlemek bambaşkaydı. Ülkü Akın’ın Antep İşi Atölyesi ise iğneyle ilmek ilmek işlenen nakışın derinliklerine bir yolculuk yaptırdı. Sayarak çekilen iplikler, oluşan boşlukların ustaca doldurulmasıyla ortaya çıkan sanat eserleri, katılımcıları adeta büyüledi. Bu atölyeler, sadece el becerisini değil, aynı zamanda sabrı ve estetik anlayışı da besliyordu. Çocuklar için düzenlenen ‘Kültür Koruyucuları’ programı ise küçük ziyaretçilere kültürel mirasın önemini anlattı. Bu programlar, Gaziantep’in zenginliğini gelecek nesillere aktarma bilincini artırmayı hedefliyordu. Kendi şehirlerinin geçmişini ve kültürünü öğrenen çocuklar, bu mirasa sahip çıkma konusunda ilk adımı atmış oldular.
Geleneksel Lezzetler de Sahnedeydi
Sanatın ve zanaatın yanı sıra gastronomi de unutulmadı. Münif Paşa 100. Yıl İl Halk Kütüphanesi’nde düzenlenen ‘Gaziantep’in Yöresel Lezzeti Omaç’ atölyesi, şehrin mutfak kültürünün ne kadar zengin olduğunu bir kez daha gösterdi. Olgunlaşma Enstitüsü iş birliğiyle hazırlanan bu etkinlikte, omaçın yapılışını öğrenen katılımcılar, yöresel tariflerin sırlarını çözdüler. Bu atölye, Gaziantep mutfağının sadece lezzetli değil, aynı zamanda köklü bir geleneğe sahip olduğunu da vurguladı. Kuşaktan kuşağa aktarılan bu lezzetler, kentin kültürel kimliğinin ayrılmaz bir parçası olmaya devam ediyor. Festival, bu yönüyle de Gaziantep’in çok yönlü zenginliğini ortaya koydu.



