Gaziantep sel uyarısı: Altyapı bu yağışı kaldırır mı?

Gaziantep sel uyarısı son günlerde şehrin en sıcak gündem maddesi haline geldi. Valilikten yapılan açıklamaya göre kentte çok kuvvetli yağışlar bekleniyor. Peki, bu uyarılar yapılırken bizim asıl merak etmemiz gereken şey nedir? Şehir olarak bu tür afetlere gerçekten hazır mıyız yoksa her yağmurda aynı manzaraları izlemeye devam mı edeceğiz? Gelin, bu meseleyi biraz derinlemesine masaya yatıralım ve işin aslını hep beraber sorgulayalım.

Şehrin altyapısı bu yüke dayanabilecek mi?
Her sağanak yağış uyarısından sonra içimizde maalesef aynı korku baş gösteriyor. Gaziantep’in ara sokaklarında veya ana arterlerinde yürürken birden bire bastıran sular hepimizi korkutuyor. Yetkililer vatandaşı uyarıyor, dikkatli olun diyor. Tabii ki tedbir almak şart. Ancak asıl sorgulanması gereken nokta, yıllardır çözülemeyen kronik altyapı sorunlarıdır. Yapılan onca yatırıma rağmen neden en ufak bir afette cadde ve sokaklar göle dönüyor? Bu sorunun cevabını ne yazık ki kimse net bir şekilde vermiyor.
Meteorolojik veriler ortada ve tehlike sinyalleri çalıyor. Sadece vatandaşa tedbirli olun demek bu işin çözümü mü? Vatandaş evini, arabasını nereye kaçırsın? Aslolan, bu tür doğa olayları karşısında yıkılmayan bir şehir yapısı inşa etmektir. Su baskınları ve hortum riski gibi ciddi tehlikeler kapıdayken, ilgili kurumların sahadaki hazırlıkları ne alemde? Bunu araştırmamız ve yetkililere sormamız gerekiyor.
Kriz anlarında yönetimimiz ne kadar başarılı?
Valiliğin yaptığı açıklamalar elbette hayati önem taşıyor. Erken uyarı sistemi hayat kurtarır, buna kimse laf edemez. Fakat mesele sadece uyarı metni yayınlamakla bitmiyor. Kriz anında belediyeler ve diğer kamu kurumları ne kadar hızlı refleks gösterebilecek? Mazgalların temizliği son dakikada mı yapılıyor, yoksa bu işler düzenli olarak yürütülüyor mu? Kahvehanelerde, sokak aralarında herkes bu soruları soruyor ama tatmin edici yanıtlar havada kalıyor.
Geçmişteki deneyimlerimiz bize acı tecrübeler kazandırdı. Şehrin bazı bölgeleri var ki, bulut yoğunlaşsa hemen su altında kalıyor. Bu bölgeler için kalıcı projeler neden hala tamamlanmadı? Kentin büyüme hızı ile altyapının kapasitesi neden bir türlü uyuşmuyor? Bu soruların peşine düşmek gazeteci olarak bizim boynumuzun borcudur.
Sonuç olarak; kapıdaki bu kuvvetli yağış sadece bir hava olayı değildir. Aynı zamanda yöneticilerin kriz yönetimi sınavıdır. Vatandaş olarak üzerimize düşeni yapacağız, dikkatli olacağız. Ancak yetkililerin de şapkayı önüne koyup bu şehir için daha kalıcı çözümler üretmesi şart. Gelin bu yağmurlu günleri sadece bir korkuyla değil, yöneticileri sorgulama vesilesiyle geçirelim.



