Gaziantep Firmaları Konkordato Telaşı

Gaziantep’in ekonomisi için kara bulutlar dolaşıyor desek yeridir. Ülkemizin sanayi ve ihracat hamuru olan şehrimizde, hayat pahalılığı ve dış pazarlardaki daralma pek çok şirketi köşeye sıkıştırmış durumda. Yılın başından beri 80’den fazla firma konkordato başvurusu yapmış. Bu durum, Gaziantep firmaları için bir uyarı çanı gibi çalıyor. Son mahkeme kararları da bu sürecin pek de kolay olmayacağını gösteriyor.

Mahkemeden Farklı Kararlar
Gaziantep’teki mahkemeler, firmaların konkordato taleplerine farklı yaklaşıyor. Bazı şirketlerin başvuruları ne yazık ki reddedilmiş. Bu firmalar için durum daha da vahim hale gelmiş olabilir. Ancak bazılarına geçici bir nefes alma süresi verilmiş. Bu süreçte alacaklılarla görüşmeler yapılacak. Umuyoruz ki bu süreç olumlu sonuçlanır. Enerji, inşaat ve gıda gibi şehrimizin can damarı olan sektörlerdeki firmaların da bu durumdan etkilenmesi, sıkıntının ne kadar geniş bir alana yayıldığını gösteriyor. Yani bu sadece birkaç şirketin meselesi değil, adeta şehrin genel bir derdi haline gelmiş.
Neler Oluyor Gaziantep’te?
Gaziantep, her zaman dinamik ve mücadeleci bir şehir olmuştur. Sanayicisiyle, esnafıyla zorlukların üstesinden gelmeyi başarmıştır. Ancak son dönemdeki ekonomik dalgalanmalar, piyasalardaki belirsizlikler ve küresel gelişmeler, şehrimizin de belini bükmüş durumda. Artan maliyetler karşısında üretimini sürdürmekte zorlanan firmalar, bir de daralan dış pazarlarla başa çıkmaya çalışıyor. İhracat rakamlarındaki düşüşler, doğrudan firmaların cirolarını ve dolayısıyla karlılıklarını etkiliyor. Bu da ödemelerini yapmakta zorlanan firmaların konkordato kapısını çalmasına neden oluyor.
Konkordato, bir nevi borçlarını ödeyemeyecek duruma gelen şirketlerin mahkemeden yardım istemesi demek. Bu süreçte mahkeme, şirkete bir süre tanır. Bu süre zarfında borçların yeniden yapılandırılması, alacaklılarla anlaşılması hedeflenir. Ancak bu her zaman başarılı olan bir süreç değil. Bazı firmaların konkordato taleplerinin reddedilmesi, bu zorluğun altını çiziyor. Mahkemeler, şirketin durumunu iyice değerlendiriyor. Gerçekten kurtarılabilir mi, yoksa bu sadece süreci uzatmak mı diye bakıyorlar. Alacaklı süreci başlatılan firmalar için ise önlerinde uzun ve meşakkatli bir yol olabilir. Alacaklılar, kendi paralarını geri almak için bir araya gelip şirketten taleplerde bulunacaklar. Bu da pazarlıklar ve anlaşmalar gerektiren hassas bir durum.
Enerji sektöründeki firmaların bu süreçten etkilenmesi dikkat çekici. Elektrik, doğalgaz gibi temel üretim girdilerinin maliyetindeki artışlar, üretim maliyetlerini doğrudan yükseltiyor. İnşaat sektöründeki firmaların durumu ise daha da komplike. Döviz kurundaki dalgalanmalar, demir, çimento gibi inşaat malzemelerinin fiyatlarını olumsuz etkiliyor. Vatandaşların alım gücünün düşmesi de konut talebini azaltıyor. Gıda sektöründeki firmaların durumu ise hem maliyet artışları hem de tüketici harcamalarındaki daralmadan kaynaklanıyor. Market raflarındaki ürün fiyatları cep yakıyor. Bu durum, tüketicinin harcamalarını kısmalarına yol açıyor.
Gaziantep Firmaları İçin Yol Haritası Ne Olmalı?
Şimdi akıllara gelen soru şu: Gaziantep’in sanayi ve ihracat gücü bu durumdan nasıl sıyrılacak? Bu soruların cevabı kolay değil. Ancak öncelikle devletimizin de bu firmalara destek olması gerekiyor. Kredi faizlerinin düşürülmesi, vergi muafiyetleri veya yapılandırma imkanları gibi teşvikler can suyu olabilir. Firmaların da kendi içlerinde maliyet analizleri yaparak, gereksiz harcamaları kısması, üretim süreçlerini daha verimli hale getirmesi şart. Yeni pazarlar bulmak, ihracatı çeşitlendirmek de uzun vadede çözüm olacaktır. Krizleri fırsata çevirme konusunda Gaziantep her zaman iyidir. Bu zorlu süreci de hep birlikte atlatacağımıza inanıyorum. Ama önce bireysel ve kurumsal olarak elimizi taşın altına koymalıyız.



