Yerli Buğday: Oğuzeli’nde Toprak Geleceğe Söz Verdi

Oğuzeli’nin bereketli topraklarında bu yıl bir farklılık yaşandı. Fıstığıyla nam salmış ilçede, adeta toprağın kalbinden kopup gelen yerli ve milli buğday çeşitleri tarlada başak verdi. Yakacık Mahallesi’nde çiftçi Ender Kont’un 13 dönümlük arazisinde gerçekleştirilen bu hasat, sıradan bir tarım etkinliği olmanın ötesindeydi. Oğuzeli Belediyesi ve GAP Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nün ortaklaşa yürüttüğü demonstrasyon çalışması, geleceğin tohumlarını ekti. yerli buğday ile ilgili detaylar belli oldu.

Tarlada Bilim, Masada Umut
Cudi-63 makarnalık buğday ile Serince ekmeklik buğday çeşitleri, bu yıl Oğuzeli’nin toprağında boy gösterdi. Bu proje, sadece birkaç çeşit buğdayın tarlada görülmesi değil. Aslında bu, kendi toprağımızdan çıkan, kendi genetiğimizle yoğrulmuş tohumlara verilen bir değerin somut göstergesi. İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam ve Oğuzeli İlçe Tarım Müdürü Ali Kemal Kök’ün de bizzat katıldığı hasat programı, bu konunun ne kadar ciddiye alındığını ortaya koydu. Protokol üyeleri, teknik personel ve yerel üreticiler bir aradaydı. Sanki kahvede sohbet eder gibi anlatmak gerekirse, bu adamlar ‘bizim tohumumuz, bizim geleceğimiz’ diyorlar.
Fıstık Diyarından Buğday Yükselir mi?
Oğuzeli denince akla ilk fıstık gelir, değil mi? Ancak bu proje, ilçenin tarımsal potansiyelinin sadece fıstıkla sınırlı olmadığını kanıtlamayı hedefliyor. Belediye Başkanı Bekir Öztekin’in konuşmasında vurguladığı gibi, “Toprağına sahip çıkan millet, geleceğine de sahip çıkar.” Bu sözler, bir tarım ülkesi için ne kadar da anlamlı. Başkan Öztekin, bu demonstrasyon çalışmasının fıstık üretimiyle öne çıkan Oğuzeli’nde buğday üretimine de önemli bir ivme kazandıracağına inanıyor. Elde edilen verim sonuçlarının, yerli ve milli buğday çeşitlerinin daha geniş alanlarda ekilmesinin önünü açması bekleniyor. Yani, bir nevi ‘deneme yanılma’ ile en iyisini bulma süreci işliyor. Ama bu işin içinde hem çiftçi var hem de bilimsel bir destek. Başka bir deyişle, denize düşenin yılana sarıldığı değil, çiftçinin akıllıca bir yol izlediği bir durum söz konusu.
Yerli Üretim, Güçlü Türkiye’nin Anahtarı
Başkan Öztekin’in altını çizdiği bir diğer nokta ise yerli ve milli üretimin stratejik önemi. “Güçlü Türkiye’nin yolu, güçlü tarımdan; güçlü tarımın yolu ise yerli ve milli üretimden geçmektedir,” diyor. Bu, sadece buğday için değil, her alanda geçerli bir slogan aslında. Bu tür projeler, çiftçiyi doğrudan desteklemenin yanı sıra, ülkenin kendi kendine yetebilirliğini artırıyor. Hani derler ya, ‘bıçak kemiğe dayandı’ diye, işte bu tür projeler, o bıçağın sırtındaki etin bir parçasını kendi toprağımızdan çıkarmamızı sağlıyor. Bu hasat, sadece bir ekin toplama değil. Bu, geleceğe atılan bir tohum. Bu, yerli tohumlarımızın ‘biz de varız’ dediği bir çağrı. Başkan Öztekin, çiftçinin yanında olmaya ve üretimi desteklemeye devam edeceklerini belirtiyor. Bu sözler, Oğuzeli çiftçisi için bir umut ışığı. Yerel yönetim ve araştırma enstitüsünün bu uyumu, bölge için büyük bir kazanım.
Hasat Bereketi Üreticilere Dönmeli
Bu önemli çalışmada emeği geçen herkese teşekkür eden Başkan Öztekin, hasadın tüm çiftçilere bol bereket getirmesini diledi. Bu temenninin arkasında yatan asıl şey, daha fazla çiftçinin bu yerli çeşitlere yönelmesi ve bu topraklardan daha fazla verim alması. Buğday, insanlığın temel gıda maddelerinden biri. Kendi tohumumuzla, kendi toprağımızda buğday yetiştirmek, hem ekonomik hem de milli bir bağımsızlık meselesi. GAP Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nün bu desteği, çiftçinin daha bilinçli ve verimli üretim yapmasına olanak tanıyor. Umarız bu proje, Oğuzeli’nde bir başlangıç olur ve diğer ilçeler de bu örneği takip eder. Sonuçta, toprağımıza sahip çıkmak, geleceğimize sahip çıkmaktır. Ve bu projede, toprağımız geleceğe söz vermiş gibi görünüyor.



