Yapı Kayıt Belgeli Binalar Tehlikede mi?

Gaziantep’te yapı kayıt belgeli binaların olası depremlere karşı durumu tartışılıyor. İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Burkay Güçyetmez, yapı kayıt belgeli yapıların deprem güvenliğinin tespit edilmesi için ilgili kurumlara çağrı yaptı. Ülkemizin deprem kuşağında yer aldığı gerçeği göz önüne alındığında, bu çağrı büyük önem taşıyor. Yapı kayıt belgeleri, 2018 yılında yürürlüğe giren İmar Barışı düzenlemesiyle ruhsatsız veya projeye aykırı yapılara teknik inceleme yapılmadan verildi. Bu durum, özellikle deprem riski yüksek bölgelerde yaşayan vatandaşlar için ciddi bir endişe kaynağı oluşturuyor.

Deprem Güvenliği Mercek Altında
Burkay Güçyetmez, Anayasa Mahkemesi’nin daha önce verdiği kararları hatırlattı. Bu kararlar, idarenin yapı denetim sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını belirtiyordu. Ancak aradan geçen zamana rağmen, yapı kayıt belgeli binaların deprem performansına dair herhangi bir çalışma yapılmadığını dile getirdi. Güçyetmez, Türkiye’nin deprem haritasındaki konumuna dikkat çekti. Ülke topraklarının büyük bir kısmının yıkıcı deprem riski altında olduğunu vurguladı. 1999 Gölcük depreminden bu yana alınan tedbirlerin önemini belirtti. Buna rağmen plansız şehirleşme ve kayıt dışı yapılaşmanın hala temel bir sorun olduğunu ifade etti. Gelir eşitsizliği ve denetim mekanizmalarının zayıflığı bu sorunu daha da büyütüyor. Siyasi nedenlerle yaptırımların uygulanmaması ise tabloyu ağırlaştırıyor. Yapı kayıt belgeli binaların birçoğunun el değiştirmesiyle, yeni alıcılar binaların taşıdığı risklerden habersiz kalıyor. Bu durum, olası bir depremde telafisi imkansız kayıplara yol açabilir.
Gaziantep’te Durum Daha Endişe Verici
Gaziantep özelinde, toplam konut stoku içinde yapı kayıt belgesi almış yapıların oranının Türkiye genelinde ilk 10 il arasında yer alması, şehrimiz için ayrıca düşündürücü bir tablo ortaya koyuyor. Bu durum, Gaziantep’in deprem riskine karşı daha savunmasız olabileceği anlamına geliyor. İMO, bu endişeleri gidermek amacıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na başvuruda bulundu. Bu başvuruda, yapı kayıt belgeli tüm binaların bilgilerinin TAKBİS sistemine entegre edilmesi talep edildi. Böylece tapu işlemleri sırasında alıcılar, binaların bu statüde olduğunu açıkça görebilecekler. Ayrıca, yapı kayıt belgeli tüm yapıların deprem performans analizlerinin yapılması istendi. Riskli olduğu belirlenen binalar için tahliye, güçlendirme veya yıkım süreçlerinin ivedilikle başlatılması gerektiği vurgulandı. Bu yapıların idarenin denetim ve gözetim sorumluluğu altında olduğu da tüm kurumlara bildirilmelidir. Bu adımların atılması, hem vatandaşların can ve mal güvenliğini sağlamak hem de şehirlerin depreme karşı daha dirençli hale gelmesi açısından büyük önem taşıyor.
Yapı kayıt belgeli binaların akıbeti, Gaziantep halkının gündeminde önemli bir yer tutmaya devam edecek. Yetkililerin bu konudaki acil adımları ve şeffaf bir süreç izlemesi bekleniyor. Vatandaşların da bu konuda bilinçli davranması ve satın alacakları konutların yapı kayıt belgesi durumunu sorgulaması hayati önem taşıyor. Zira olası bir afette en büyük güvencemiz, sağlam ve güvenli yapılarımızdır. İmar Barışı adı altında çıkarılan bu düzenlemenin, aslında bir barış değil, ileride yaşanabilecek felaketlere davetiye çıkarabilecek bir risk taşıdığı da uzmanlar tarafından sıkça dile getiriliyor. Bu nedenle, devletin pozitif yükümlülüğünü yerine getirerek, tüm yapı kayıt belgeli binaları kapsamlı bir şekilde incelemesi ve gerekli tedbirleri alması artık bir zorunluluk haline gelmiştir. Gaziantep’in deprem gerçeğiyle yüzleşmesi ve proaktif önlemler alması, geleceğimiz için atılacak en doğru adım olacaktır.



