Gaziantep’ten Bir Mucize: Dehşetten Kurtuldu

Kuzey Kıbrıs açıklarında yaşanan yürek burkan gemi faciasından sağ kurtulan Gaziantepli Serdar Çapan, yaşadığı o anları anlatırken sesi titriyordu. Tam bir kabus yaşayan Çapan, ‘O geminin içinde tam bir can pazarıydı’ diyerek yaşadığı dehşeti gözler önüne serdi. Bu Gaziantep’ten kurtuluş hikayesi, hepimizi derinden etkiledi. Gaziantep kurtuluş konusunda yeni gelismeler yasaniyor.

Gemide Neler Yaşandı? Korkunç Anlar
Gaziantep’in gururu Serdar Çapan, 36 yaşında, iki çocuk babası. KKTC Girne açıklarında alabora olan gemideydi. Olayın üzerinden günler geçse de, o anlar hala dün gibi aklında. Gemiden sağ kurtulan 237 kişiden biriydi ama yaşadıkları kolay kolay unutulacak gibi değil. Serdar Bey, geminin hareketinden kısa bir süre sonra su almaya başladığını anlatıyor. Sanki bir anda her şey tersine dönmüş. ‘Saat 12’ye 5 kala kalktı gemi,’ diyor. 15-20 dakika içinde ise içeride tam bir panik havası. Birkaç kez sertçe suya çarpmışlar. Üçüncü, dördüncü çarpışmadan sonra gemi yavaşlamış ve sola doğru bir eğimle durmuş.
Serdar Bey, geminin üst katındaymış o sırada. Aşağıdan gelen sesler tüyleri diken diken ediyormuş. Gemi su alırken, insanlar çaresizlik içinde bağırıyormuş. Kendisini bir şekilde dışarı atmayı başarmış ama çoğu insan içeride kalmış. İşte tam bu noktada mürettebatın tutumunu sorguluyor Serdar Bey. ‘Bana göre mürettebat tamamen bilinçsizdi,’ diyor. İnsanlar panik halindeyken, geminin mazotunu boşaltmışlar ve can botlarını çok erken suya indirmişler. O botlara yüzerek ulaşmak bile imkansızmış.
Kaos İçinde Hayatta Kalma Mücadelesi
Serdar Bey, o anlarda sadece dua edebilmiş. Eşi ve çocukları yanında değilmiş. Tek başına olması belki de onu bir nebze olsun rahatlatmış. ‘Bir demir kapı vardı, belki acil durum kapısıydı,’ diye anlatıyor. Gemi sola yattığında, o kapı sağ tarafta, yukarıda kalmış. İlk gittiğinde kapı kapalıymış. Bir amca kapının önünde duruyormuş. Serdar Bey, ‘Herhalde burası da kapalı, burada kaldık,’ diye düşünmüş.
Koridorlar insanlarla dolup taşmış. Yürümek, bir yere gitmek mümkün değilmiş. Camları kırmak için bir ekipman aramış ama hiçbir şey bulamamış. Sonra geminin bir sallanışıyla o demir kapının biraz aralandığını görmüş. ‘Burayı açmamız lazım,’ demiş amcaya. Birlikte zorlamışlar. Serdar Bey çıktığında kapı üstte kalıyormuş. Kapı tekrar kapanıyormuş. Başka çıkanlar da olmuş. Kapının üzerinden arkadan çıkan insanlar da geçmeye çalışıyormuş. Kapının neden açılmadığını o zaman anlamışlar.
Kapıyı açmaya çalıştıklarında gemi tamamen dikleşmeye başlamış. Kapıyı tutmak imkansız hale gelmiş. Bir de gemi iskeleye yanaştığında kullanılan o demir parçası kapının üzerine gelmiş, takılıp kalmış. Ne kapı açılmış ne de camlar kırılabiliyormuş. Serdar Bey sadece can yeleğini üzerine alıp üst kattan kurtulmuş. Sonrası, gemilerin ve helikopterlerin gelişiyle kıyıya ulaşma telaşı.
Kaybı Olanlar ve Gözyaşları
O gün pek çok insan hayatını kaybetmiş. Serdar Bey, camdan baktığında hala içeride kurtulmak için çabalayan insanları görmüş. Camı kırıp çıkarabildiklerini çıkarmaya çalışmışlar. Cam kesmesin diye uğraşmışlar. ‘Yaşadığımız şey tam anlamıyla bir can pazarıydı,’ diyor. İnsanların korkusu, çaresizliği her şey birbirine karışmış.
Serdar Bey’in eşi Büşra Çapan da o anları anlatırken gözleri doluyor. Eşine ulaşamadığı saatler onun için bir ömür gibi gelmiş. ‘Yaklaşık 12.30’dan saat 15.00’e kadar kendisine ulaşamadık, yanına gidemedik,’ diyor. Kendi adlarına şanslı olduklarını düşünüyorlar ama diğer insanların yaşadıklarını düşündükçe kahroluyorlar. ‘Eşimi kaybetseydim ne yapardım?’ diye düşünüyor. Bu zorlu süreçte diğer insanlara da Allah’tan sabır diliyorlar.
Serdar Bey, denizin üzerinde cansız bedenleri gördüğünü de anlatıyor. Kurtarma gemilerinin hemen yanaşamaması, suya dökülen insanlardan dolayıymış. Birçok insan geminin bazı bölümlerinde mahsur kalmış. Aralarda kalan çocukları da görmüş. Onların cansız bedenlerinin suyun yüzeyine çıktığını anlatırken sesi titriyor. O an tek düşündüğü ‘Bir şekilde kurtuluruz ya da ölürüz’ olmuş.
Sonunda, kırabildikleri bir pencereden Azize isimli birini kurtarmışlar. Baygın haldeki Azize’ye ilk müdahaleyi yapmış. Nefes aldığını görünce rahatlamış. ‘O andan sonra yapabileceğimiz başka bir şey yoktu,’ diyor. Tamamen şoktaymış.
Serdar Bey’in vurguladığı bir nokta var: ‘Gemide bilinçli olan sadece bir kişinin insanları yönlendirmesi bile belki kaygımızı bu kadar artırmayacaktı.’ Bir rehber, bir yönlendirme olsa belki de bu kadar büyük bir kaos yaşanmayacaktı. Bu facia, hepimize ders olsun.


