Gaziantep mutfağının vazgeçilmezi: Yabani zahter

Gaziantep mutfağının vazgeçilmezi olarak bilinen yabani zahter, bu mevsimde dağların eteklerinde yeniden boy göstermeye başladı. Bizim buralarda baharın gelişi sadece çiçeklerle değil, dağlardan gelen o mis gibi kekik kokusuyla anlaşılır dostlar. Şehrimizin dillere destan mutfak kültüründe bu yeşil şifanın yeri gerçekten çok ayrıdır. Dedelerimizden, ninelerimizden kalan bu lezzet mirasını bizler de bugün büyük bir keyifle sofralarımızda yaşatmaya devam ediyoruz.

Halk arasında yabani kekik adıyla da anılan bu mucizevi bitki, keskin aroması ve kendine has kokusuyla hemen kendini belli eder. Dağ yamaçlarında tamamen kendiliğinden yetiştiği için hiçbir kimyasal gübreye veya insan eline maruz kalmaz. Tamamen doğal bir şekilde, doğanın kendi cömertliğiyle büyür. Toplaması da zahmetlidir ama bir o kadar keyiflidir. Sabah erkenden yola düşen köylülerimiz, keskin bıçaklarıyla bu eşsiz bitkiyi özenle toplar ve mahalle aralarında satışa sunarlar.
Yabani zahter sofralara nasıl gelir?
Peki, bu dağların efendisi evlerimize gelince mutfakta neler yaşanır hiç düşündünüz mü? Önce taze taze toplanan bu yeşillikler bol suda birkaç kez özenle yıkanır. Annelerimiz onları iyice temizledikten sonra mutfak tezgahında kurutmaya bırakır. Kimi evlerde ise taze haliyle salamurası yapılır veya zeytinyağıyla buluşturulur. Özellikle kahvaltı sofralarında zeytinyağı ve pul biberle karıştırılarak tüketilmesi adeta bir Gaziantep klasiğidir. Fırından yeni çıkmış sıcak bir tırnaklı pidenin yanına bu karışımı koyun, değmeyin keyfinize.
Sadece kahvaltıda değil tabii ki, et yemeklerinden salatalara kadar pek çok tarifte bu özel bitki kendine yer bulur. Keskin tadı yemeklere öyle güzel bir aroma verir ki, başka hiçbir baharat o eksikliği kapatamaz. Şehrimizin yerlileri bu bitkinin sindirime iyi geldiğini ve vücuda dinçlik kattığını da yıllardır söylerler. Zaten atalarımız ‘dağda biten ot şifadır’ derken boşuna konuşmamışlar hani. Modern tıp da artık bitkisel beslenmenin önemini vurguluyor, bizimkiler ise asırlardır bu kuralı zaten uyguluyor.
Şifa deposu yeşil hazine
Şehrimizin pazarlarını dolaştığınızda bu aylarda tezgahlarda yeşil bir rüzgar eser. Herkes o keskin kokulu otun peşindedir. Bizimle aynı havayı soluyan, bu topraklarda yaşayan herkes zahterin kıymetini çok iyi bilir. Şehir dışından gelen misafirlerimiz ilk kez tattığında biraz keskin bulabilir ama zamanla onlar da bu lezzete alışır. Hatta dönerken yanlarında mutlaka birkaç bağ götürürler. Bu toprakların bereketi bitmez dostlar, dağlarımız bize her mevsim ayrı bir güzellik sunmaya devam ediyor.
Toparlamak gerekirse, yabani zahter sadece bir ot veya basit bir baharat değildir. O, bizim kültürümüzün, geçmişimizin ve bu topraklara olan aidiyetimizin en somut göstergelerinden biridir. Önümüzdeki günlerde pazara yolunuz düşerse mutlaka bu yeşil hazineden biraz alın. Evinizde o mis gibi dağ kokusunu hissedin ve sevdiklerinizle birlikte bu eşsiz lezzetin tadını çıkarın.



