Gaziantep işsizlik krizi: OSB’de şok şanssızlık

Gaziantep işsizlik krizi ile son günlerde oldukça zorlu ve sancılı bir döneme girmiş durumda. Güzel memleketimizin sokaklarında dolaşırken artık herkesin dilinde aynı dert var, o da artan işsizlik. Türkiye’nin en kalabalık ve en üretken şehirlerinden biri olan bu güzel yer, ne yazık ki son dönemde pek de iç açıcı olmayan ekonomik verilerle anılıyor. Sanayi diyarı olarak bilinen bu topraklarda, bacaların tütmesi artık yetmiyor gibi görünüyor. İnsanlar evlerine ekmek götürebilmek için çırpınıyor ama iş bulmak maalesef eskisi kadar kolay değil. Kahvehanelerde, mahalle bakkalında ya da sokak aralarındaki sohbetlerde hep aynı endişe hâkim. Herkes birbirine bu gidişatın sonunun nereye varacağını soruyor ve büyük bir kaygı duyuyor.

Şehrimizin ekonomik yapısı üzerine yakın zamanda yapılan bazı değerlendirmeler, aslında durumun ne kadar vahim olduğunu gözler önüne serdi. Siyasette ve basında sıkça dile getirilen rakamlar, gerçeğin acı yüzünü bir kez daha yüzümüze çarptı. Bilindiği üzere burası, ülkemizin en yüksek nüfusa sahip dokuzuncu kenti olma özelliğini taşıyor. Ancak iş işsizlik rakamlarına geldiğinde tablonun rengi tamamen değişiyor. Memleketimiz, işsizlik sıralamasında ne yazık ki dördüncü basamakta yer alıyor. Bu istatistik, buradaki vatandaşların yaşadığı geçim sıkıntısının boyutunu net bir şekilde özetliyor. Üretim yapan devasa tesislerde bile işler yolunda gitmeyince, faturası yine gariban işçiye kesiliyor. Fabrika kapılarındaki kalabalıklar her geçen gün daha da büyüyor ve umutsuzluk dalga dalga yayılıyor.
Sanayi bölgesinde büyük istihdam kaybı
Gaziantep işsizlik krizi denince akla ilk gelen yer şüphesiz ki devasa sanayi bölgemiz oluyor. Ülkenin dört bir yanına mal ihraç eden, binlerce fabrikanın bulunduğu o büyük üretim üssünde artık yaprak kıpırdamıyor. Son dönemde yaşanan ekonomik dalgalanmalar, artan maliyetler ve piyasadaki daralma, sanayicimizi de köşeye sıkıştırdı. Bu durumun en acı faturası ise çalışan kesime çıktı. Gelen son bilgilere göre, organize sanayi bölgesinde faaliyet gösteren fabrikalardan yüz bin insanımızla yollar ayrıldı. Düşünebiliyor musunuz, bir anda işini kaybeden yüz bin kişiden ve onların arkasında bıraktığı milyonlarca aile bireyinden bahsediyoruz. Bu devasa rakam, sadece bir sayıdan ibaret değil; her birinin arkasında yıkılan hayaller, ödenemeyen kiralar ve tenceresi kaynamayan mutfaklar var.
Üretim çarkları eskisi gibi dönmüyor, aksine büyük bir sancıyla yavaşlıyor. Fabrika sahipleri de artan masraflar karşısında direnemez hale geldi. Kimi vardiya azalttı, kimi ise tamamen kepenk indirmek zorunda kaldı. Bu da doğrudan doğruya yerel ekonomiyi ve iş gücü piyasasını vurdu. Esnafımız bile bu durumdan fazlasıyla nasibini aldı. İşçinin cebinde para olmayınca, mahalle esnafından alışveriş de durdu. Çarşı pazar yerinde yaşanan bu sessizlik, tehlikenin büyüklüğünü açıkça gösteriyor. Herkes bir an önce bu kötü gidişata bir dur denilmesini, eski bereketli günlerin geri gelmesini istiyor.
Çözüm bekleyen zorlu ekonomik süreç
Şimdi elimizi vicdanımıza koyup düşünme vakti geldi. Bu memleket her zaman çalışkanlığıyla, üretkenliğiyle bilinirdi. İnsanımız alın teriyle parasını kazanmayı sever, tembellik nedir bilmez. Ancak yaşanan bu büyük istihdam kaybı, herkesin belini bükmüş durumda. Yetkililerin bir an önce bu duruma el atması, sanayicimize ve işçimize nefes aldıracak adımlar atması şart. Eğer bu yara sarılmazsa, sadece işçi değil, tüm şehir bu krizin altında kalacak. Umut ediyoruz ki bu zorlu günler en kısa sürede geride kalır ve bacalar yeniden güçlü bir şekilde tüter. Herkesin huzurla çalıştığı, ekmeğini kazandığı o eski güzel günleri yeniden görmek en büyük temennimizdir.



